Ana içeriğe atla

Uçağı Kaçırdım

Çok değil bundan bir sene önceye kadar uçağı sadece havada gören, rûyalarında dahi ona bindiği için korkudan ölen bir insan evladıydım. Ne ara uçaktan başka ulaşım aracı tercih etmeyecek kadar zengin ve uçak kaçıracak kadar havalı oldum bilmiyorum. :))

Bugün anlatacaklarım trajikomik diye adlandırılan türden..

Haftanın beş günü aralıksız çalışan biri olmam ve bu yıl resmi tatillerin Cumartesi-Pazar'a denk gelmesi hasebiyle memleketine özlemi zirvede yaşamaktaydım. Bir yolunu bulup Erzurum'a gitmeliydim. Bir umut bir şeyler bulurum diye takvimleri karıştırmaya başladım. Bir de ne göreyim, 1 Mayıs İşçi Bayramı.. Üstelik Pazartesi. Sanki İşçi bayramı değil de Ramazan Bayramı, Kurban Bayramı. O kadar sevindim. 

Sonraki hedefim uçak bileti bakmak oldu. Cumadan gider Cumartesi, Pazar kalır Pazartesi dönebilirdim. Azdı ama olsundu, yeterdi, buna da şükürdü. Elim değmişken gidişle beraber dönüş biletini de aldım. Sıra gün saymaya geldi. Yatcaz kalkcaz, yatcaz kalkcaz, yatcaz kalkcaz hoop ordayız.

Ve Cuma günü geldi çattı. Allah'ım ne kadar mübarek, ne kadar güzel bir gün. Çiçekler açmış, kuşlar uçuyor, kardeşim yaprak sarma yapmış beni bekliyor. Okuldan eve koşa koşa geldim. Yemeğimi yedim. "Ooo akşama daha çok var" dedim. "Ama olsun ne olur ne olmaz erken çıkayım, gider orada beklerim!!!"

Evden çıktığımda saat 16.00 idi. Uçak 19.50 de. Neredeyse 4 saat var. Rahatım. Ben Avrupa yakasındayım, o Sabiha'da. Erzurum, İstanbul arası bir saat otuz dakika. Fatih'le Pendik arası az sonra :))

Önce Taksim'e geçtim. Oradan Havataş ile direk Sabiha. En fazla 45 dakika..

Havataş'a bindiğimde saat 16.50.
Otobüs kalktığında saat 17. 30.
Neden bu kadar bekledi sanki ama yine de telaş yok daha iki saat var. 
Taksim'den Beşiktaş'a yürüyerek 15 dakika. Havataş'la 1 saat.  
Saat 18.30.. 
Şoför "yetişemezsiniz siz, bence burada ininiz, köprü kilit"

Havataş'tan indim. Vapurla Üsküdar'a geçtim. Marmaray'la Kadıköy'e. Sonra Metroya geçtim. Kadıköy-Kartal metro hattının ilk durağından son durağına her durağının 3 dakikada katedildiğini fark ettim. Zaman aleyhime işliyordu ama ben pes edemezdim. 

"Tavşantepe bu güzargahtaki son durağımız" dedi metrodaki kadın sesi. İndim. Hala Sabiha'da değildim. Taksi bulmam gerekiyordu ve zaman gittikçe daralıyordu. 

Olamaz o da ne taksi kuyruğu.. Evet artık ekmek kuyruğu tüp kuyruğu filan yok ama ulaşım kuyruğuna "Çare Sarıgül" mü acaba diye düşünmeden edemiyor insan :) 

Hemen en öndeki kadına nereye gittiğini sordum. Sabiha'ya dedi. "Allah'ına kurban ben de gelem mi senle" "Gel" dedi. Ne büyük bir sevap işledi :)) 

Yol açık son 15 dakika. İnternetten bakıyoruz, "Erzurum yolcuları kapıya gidin" diyor. "Geliyorum bekleyin. Sakın bir yere gitmeyin." 

Taksiden iniyorum. Arama noktasında da en öne geçiyorum. Bugün herkes bana yardım ediyor. Kainat adeta "sen yeter ki annene kavuş" diyor. Ve geldim. Bileti alıp kapıya gidebilirim. Bilet alma makinasına (adı ne bilmiyorum) Tc'mi yazdım. "Böyle bir yolcu yoktur" diyor. Tekrar denedim. Aynı şeyi söylüyor. Şaka gibi.

Pegasus yetkililerine sordum. "Sistem kapanmış" dediler. İyi de uçak daha burada ve ben check-in yaptım. "Olmaz bilet veremeyiz" diyor, beni tersliyor. O an adamı öldüresim geliyor da ya sabır diyorum. Sonra annemi arayıp sürprizimi açıklıyorum. 

- Annem :(
-Efendim kızım.
- Bugün Erzurum'a gelecektim, gelemedim. Uçağı kaçırdım. Ne yaptıysam olmadı sana kavuşamadım. 

Sonra gözyaşları sel tabi.. Annem, aynı anda hem şaşkın hem mutlu hem üzgün. Şaka yapıp yapmadığımı anlamaya çalışıyor. Sonra o da ağlamaya başlıyor. Bir saat kadar ağlaşıyoruz. Sonra yeni bilet arama derdine giriyorum ama maalesef son sefer.

Çaresiz eve dönüyorum. Hafta sonunu evde geçirirsem kafayı yiyebileceğimi biliyorum. Ve rotamı İkinci Erzurum diyebileceğimiz bir şehre Bursa'ya çeviriyorum. Çağ Kebap yiyor, Erzurum halayı çekiyor, kürkçü dükkanına geri dönüyorum.

Tatil sonunda, büyük ikramiyeyi kaybetse de amorti çıkmış kadar seviniyorum. Yayında ve yapımda bana destek olan, adrenalini bol hafta sonumda yüzümü güldüren herkesten Allah razı olsun. Allah da onları güldürsün.

Vuslat; başka bayramlara, sabır; bana kaldı.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İLAHİYAT OKUMAK İSTEYENLERE TAVSİYELER

Malum bu hafta Lys sınavı var. Ardından üniversite tercihleri başlayacak. Adaylar heyecanlı, ne okumak istediğine yıllar önce karar verenlerin yanında hala kararsız olanlar var. 

Olur da kazara aklından "İlahiyat okusam mı acaba" diye geçiren birileri çıkar. İşte bu birileri için İlahiyat okumuş ablaları olarak acı gerçeklerden bahsedeceğim. Kararlarını bu gerçekler üzerinden yapmaları daha sağlıklı olur diye düşünüyorum. 

En başta şunu söyleyeyim ki kimse benim kadar bu bölümü okumak istememiştir ve bundan sonra da istemeyecektir diye düşünüyorum. O yüzden söyleyeceklerime iyi kulak verin bence.

İlahiyat fakültesi bir çok üniversitede 5 senelik bir eğitim dönemini kapsıyor. (istisnalar var tabi) İlk sene hazırlık adı altında Arapça eğitim veriliyor. Bir de şanslıysanız Arap bir hocanız oluyor. Okulun en eğlenceli ve en rahat geçilen dönemi de bu dönem oluyor. En iyi arkadaşlıklar da bu dönemde kuruluyor.

Eğer ilahiyat okumayı göze alıyorsanız haftada 5 gün, cuma saati sohbet pr…

Koreliler Müslüman Olmak İsterse Ne olur?

Koreseverler iyi bilir ki Korelilerin çok büyük bir kısmı Ateisttir. Bunun yanında Hristiyan, Budist çok az da Müslüman olan vardır. Peki sizce Kore kültürü en çok hangi dini kabullenmeye yatkın. Yani bir din seçecek olsalardı onlara en uygun din hangisi olurdu?

Bir Müslüman Teolog adayı olmam sebebiyle bütün insanların fıtratı gereği Müslüman olmaya daha yatkın olduğunu düşünüyorum. Bu nedenle yazımda çok objektif olabileceğimi zannetmiyorum. Ama elimden geleni yapacağım.
Kore kültürüne baktığımızda "aile"ye verilen değeri görmek mümkün. Aile bağları çok kuvvetli.
Geleneklerinde büyüklere saygı ön planda. Dürüstlüğe, çalışmaya (yani helal para kazanmaya) önem veriyorlar. Evlerine asla ayakkabı ile girmiyorlar. Sabahları erken kalkmayı tercih ediyorlar. Daha güneş doğmadan uyandıklarını görmek mümkün. (sabah namazı vaktine denk geliyor )
Evlenirken ailelerinden izin alıyorlar. Evlilik dışı ilişkiyi hoş karşılamıyorlar.
Bunun yanında alkol tüketimi çok fazla. Domuz eti ve bilumum …

İlahiyat'çı Kızların Profil Fotoğrafları

İlahiyatçı Hanımların profil fotoğrafları 5 türdür:
Bekar ve Gelenekçiler: 
Profillerini çoğunlukla çiçek böcek fotoğrafları süsler. Bazen "و " harfi kullanırlar. Son trendleri ise "hiç" yazısıdır.



Bekar ve Modernistler: 
Profillerinde çoğunlukla arkası dönük fotoğrafları vardır. Bazen yüzlerini de görmek mümkündür, onda da çook uzaklara dalıp gitmişlerdir.


Nişanlı ve Gelenekçiler: 
Profil fotoğraflarında iki el görmek olasıdır. Eller bahane alyansı göstermek şahanedir.

Nişanlı ve Modernistler:
Profil fotoğraflarında genellikle müstakbel eş adayları ile beraber çekindikleri bir fotoğraf vardır.


Evliler:
Evli bayanların profili standarttır. İlahiyatçısı da doktoru da öğretmeni de ev hanımı da profilini çocuklarının fotoğrafları ile süslerler.

 :))