En Şanssız Organım

Başlık çok acayip değil mi?

Siz hiç en şanssız organınızın hangisi olduğunu düşündünüz mü? Ben düşündüm. Manyak olduğum için değil şartlar bunu gerektirdiği için düşündüm. :)

Efendim, malumunuz insanoğlu "kaza ve kader" dairesi içerisinde bir hayat sürdürmekte. Kaderin vuku bulmuş hali olan kaza, Türkçede istemeden fark etmeden yapılan ve sonucu yaralanmalara sebebiyet veren hatalar için kullanılır ola gelip zamanla anlam daralmasına uğramıştır. İşte ben de hayatım boyunca bu "anlamı daralmış kazalarımı" bir film şeridi gibi gözlerimin önünden geçireyim istedim. Bir de ne göreyim. Yaşadığım kazalar sonucu en çok hasara uğramış organım "sağ elim" ha bir de "kalbim"..  Sanki Yaradan sağ elimin üzerine öz geçmişimi nakşetmiş. Baktıkça maziyi hatırlayayım istemiş. 

Sağ elimde çocukluğumdan kalma bir adet soba yanığı izi, jilet kesiği, bir bisiklet kazası damgası, bir eğitim zayiatı nasırı, bir de toplu açılışlarda kullanılan ve tüm parmaklarımı toptan kesen makas yarası mevcut. 

Bu kadar yara bereyi bir elde nasıl topladım bilmiyorum ama durmadım üzerine yenilerini eklemeye devam ediyorum. Geçen gün misafirler için annemin meşhur helvasını yapayım derken yine sağ elimi yaktım. Şimdi bir de helva yanığım var. 

Her bir iz bir anı aslında. Baktıkça yaşadığını hissettiriyor insana. Bisiklet yarası büyük adadaki o güzel gezintiyi, soba yanığı, o sobanın fırınında ki patatesi üzerinde fıkırdayan çaydanlığı, nasırım, hayatımın en güzel parçası olan okul yıllarımı, makas kesiği, çocukluk anılarımı.. Her biri bir hatıra. Her biri "hayat" aslında.

Bunlar görünen yaralar. Bir de Kalp var. Onun yaraları gözle görülmez ama yüzde görünür. Her geçen gün daha az gülen, daha az eğlenen, daha az üzülen, daha az sevinen, daha az mimik kullanan biri oldu isen kalbindeki yaralardandır. "Cool İnsan" modeli işte böyle böyle oluşmaktadır. Kalp yarasının ilacı yokmuş anladım. Onlarla yaşamayı öğrensek iyi olur.

Sizin de varsa böyle şanssız organlarınız, bize yazınız :)

Yorumlar