6 Eylül 2017 Çarşamba

Ev Arıyorum

Kılıçdaroğlu'nun "Adalet!!"yürüyüşlerini kıskanmış olduğumdan mıdır son iki ay bolca oturduğumdan mıdır bilinmez bir kalktım pir kalktım yerimden. Geçtiğimiz dört gün boyunca rekor üstüne rekor kırdım. Kendi dalımda altın, gümüş, bronz ne kadar madalya varsa aldım. Neden mi bahsediyorum? Trekking'den. Nam-ı değer "doğa yürüyüşü"..

Benim yaptığım şey tam olarak doğa yürüyüşü sayılmasa da çok da farklı bir şekilde adlandırılamaz herhalde. Zira henüz literatüre "ev arama yürüyüşü" ile ilgili bir kavram girmiş olmadığından mevzuyu bu terimle izah edeceğim. 

Evet, "gurbette ömrüm geçecek bir daracık yerimde yok, oturup derdim dökecek bir tanecik yarimde yok.." diye türkü çığıran abimizin bu sözleri hangi ruh hali ile yazdığını artık çok çok çok çoook iyi anlıyorum. 

Zannımca Fatih Sultan Mehmet, Fatihteki kira bedellerini duyunca İstanbul'u fethetmeye karar verdi. Bu sayede de depozitodur, komisyondur, iki kira bedelidir vs. de cebinde kaldı. An itibari ile gemileri karadan yürütüp İstanbul'u yeniden fethedecek güç, kuvvet, azim ve inancı en az onun kadar ben de damarlarımdaki asil kanda hissediyorum. Bu işin bu muhitte ev tutmaktan çok daha kolay olduğuna mutmain oldum. Ve Fatih'e yeniden rahmetlerimi sundum. Amma ve lakin bu süreçte ev sahiplerine içimden ettiğim beddualar ile var olan bir iki sevabımdan da oldum. Ev diye yutturulmaya çalışılan ahırlarda dolaşmaktan yoruldum. Ayaklarım artık "bizimle diğil." Zihnim İstanbul'dan göçeli çok oldu. Meğer İstanbullu olunmaz İstanbullu doğulurmuş. Meğer babadan kalma bir yurdu yoksa insanoğlu her yerden kovulurmuş. 

Dertleşme seremonimi yerleşik hayata geçmeye karar veren ceddime rahmet okuyarak bitiriyorum. Selametle..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Zorla Eğitim Olur mu?

Google+ Followers