Ex'inle Karşılaşmak
Ben her gün birinden hoşlanan aşık olan şıp sevdi biti hiç olmadım. Hatta kendimi en aşık hissettiğim zamanlarda dahi beynim fazlasıyla çalışıyordu, kalbim hiç bir zaman ipleri o kadar da elinde tutmadı. Yine de nadir de olsa yaşanan bu durum karşısında saçmalama seviyem artıyor, salak bir kız çocuğuna dönüşebiliyorum.
İlk heyecan duyduğum hikayeyi saymazsak elle tutulur gözle görülür ilk hikayemi dün yolda gördüm. Daha önce muhtemelen anlatmışımdır. Ama kısaca anlatayım. Öğretmenliğimin dört ya da beşinci yılı. Okuyayım, atanayım, ana babama bir ev yapayım gibi hedeflerini gerçekleştirmiş tamam "artık sıra bana geldi şöyle bir ben de etrafıma bakayım da helal süt emmiş bir delikanlı bulayım" dediğim zaman. Ondan öncesinde hiç bir vukuatım yok, paragrafın başında geçen kişi hariç ki o da vukuat sayılmaz. Neyse benim böyle bir düşüncede olduğum bir zaman diliminde okula bir öğretmen atandı. Hem aynı branştanız, hem yaşlarımız aynı, hem de hemşehrim. Mantık olarak tamamım. Bir tek sigara içmesi hoşuma gitmemişti. Fakat görsel olarak öyle ölüp biteceğim bir tip değil. Yine de fena sayılmaz. Neyse bu arkadaş bana kurduğu ilk cümle "sizi bir yerden tanıyorum" Bu cümle bende merak uyandırdı tabi. Acaba nereden? Aynı mahellede oturuyormuşuz, "durakta filan görmüş olabilirim" dedi. Ben onu tanımıyordum. Hiç de öyle gözü açık biri olmadım zaten. Yine de bunu ilahi bir kader olarak düşünmemur çok da vaktimi almadı. Bu kadar yakın iki kişinin kilometrelerce uzak bir yerde tekrar aynı yakınlığa ulaşmış olması bir film karesinin içinde hissettirdi. Sonra ben çokça totem yaptım kendimce. Bu kişi benim kaderim mi diye. "Şimdi mesaj atsın" diyordum mesaj geliyordu. "Yolda karşılaşalım" diyordum İstanbul gibi bir yerde karşıdan geldiğini görüyordum. Aynı otobüse, aynı uçağa denk geliyorduk. En son eğer kaderimse uçakta yanyana koltuklara denk gelelim dediğim bile oldu. Ve denk geldik. Ben bütün enerjimi ona harcarken onun pek de umrunda olduğum söylenemezdi. Başlarda onda da bir heyecan vardı ama zamanla bunu kaybetti. Her şeyin farkındaydım, ben de eskisi kadar heyecanlı değildim ama kadersel bir şeyler var gibi hissediyordum. Aradan baya zaman geçti ama bizim iletişim siz' den sen mesafesine geçemedi. Sonunda ben vazgeçtim. Kafamdan tamamen silmek için de ona ilanı aşk etmeye karar verdim. Çünkü reddedileceğimi biliyordum ama buna ihtiyacım vardı kapıyı tamamen kapatmam lazımdı. Yoksa hep orada bir yerde kalacaktı. Bana yazacak selam verecekti. Ben de kadersel hikayemi kafamda kurgulamaya devam edecektim. Ben sevdiğimi söyledim o da sevmediğini. Ama ben de o da bunu öyle edebi bir yerden yaptık ki pek de canım yanmadı. Zaten beklediğim bir cevaptı. Rahatladım Hatta.
Hikaye burada bitsin isterdim ama bitmedi maalesef. Belli ki bu insana karşı içimde zerre muhabbet kalmasın diye Allah'ın yazdığı bir kader de varmış. Hani bir türküde diyor ya "Ben seni gizli sevdim, bilmedim alem duyar" diye. Benim ilk deneyimim olduğundan mı hala çok masum ve temiz sevdiğimden mi bilmiyorum. Bu hikayeyi sessiz yaşamayı seçmiştim. O da bunun çok farkındaydı bence. Ne kadar naif saf ve hatta salakça sevdiğimin. Ama ben tayin isteyip memlekete döndükten sonra beni bir dedikodu malzemesi yapmış, arkamdan onu nasıl salakça sevdiğimi anlatmış, kendimi anlatamayacağım, açıklayamadım bir yerden beni yaralamayı seçmişti. Yani bana adam olmadığını gösterip iyi ki olmamış noktasına getirmişti. Beni reddettiği zaman çok üzülmedim dedim ya meğer hiç üzülmemişim. Ama bu son yaptığını unutmadım. En az üç sene. Belki hala bile tam olarak iyileşmiş sayılmam. Rüyalarımla tedavi oldum. Yıkıldım yeniden ayağı kalktım. Ben onu bir daha görmek istemedim ve bir daha hiç karşılaşmadık. Ta ki düne kadar. Dün yine gördüm onu. Ve o kadar şey değişmişti ki bende. O masum kız yoktu artık. Her şey çok başka olabilirdi belki. Bütün bu yaşadıklarımı yaşamamış olabilrdim. Dün onun yanından geçtim. Aracıma binene kadar bana baktı. Ben bakmadım. Görsün istedim. Vicdanı olduğunu düşünmüyorum ama yine de beni görsün istedim. Üzüldüm yeniden ama kendime. Hikayenin başında kader dedim ya. Kader bizi daha çok karşılaştıracak biliyorum. Bunu hissediyorum. Ama her seferinde başka biri ile karşılaşacak bunu o biliyor mu onu bilmiyorum.
Ben maalesef değiştim, ben iyi ki değiştim. Ben değişmek istemezdim ama değiştim. Ben güzel bir hikayenin içinde olmak isterdim. Yorulmak, üzülmek istemezdim. Ama oldu. Değiştim. Bugün ki ben aynı hikayede olsaydım senaryo çok başka olurdu biliyorum. Ben hala çok kibarım, naifim, kavgacı değilim. Yine sessizce gitmeyi seçerim muhtemelen. Hesap sormam. Ama hiç bir şeyin o noktaya gelmesine de izin vermem.
Akıllandım mı? Sanırım hayır. Benzer bir hikaye daha yaşadım sonu henüz yazılmamış bir hikaye. Tek dileğim var aynı yerden yeniden yara almamak. Bu hikayeyi de ben kendi adıma tamamladım. Umarım karşı taraf da tamamlanmıştır da ben uzaklaştıktan sonra yine bir dedikodu masasının malzemesi olmam. Umarım bu defa adam gibi birine sevgivan, enerjimi vermişimdir. Umarım bu kez hak eden birini sevmişimdir. Merak ettiğim şey kadersel bu döngüde başka bir hikayenin içindeyken ya da başka bir hikayeyi bitirme evresindeyken onunla tekrar neden karşılaştım?
Ben hayatım boyunca "sevmeye" devam edeceğim muhtemelen. 40 seneye üç hikaye sığdırdım. Üçü de mutsuz sonlu. Yeni bir hikaye yazmak istiyorum bu kez mutlu sonsuz.. Bu kez hatalarından ders almış, bu kez adam gibi bir adamla. Bu kez karşılıklı muhabbetin olduğu.. Bu kez üzülmeyeceğim. Üzmeyeceğim. Sevip sevileceğim bir hikaye. Bir kahve yapayım kırk yıl hatırı olsun. Hikayemiz mutlu sonsuzluğu bulsun.
Selametle

Yorumlar
Yorum Gönder