Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Eylül, 2015 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

İstanbul Yolcusu Kalmasın

Hani bazen "imkansız" hayaller kurarız ya. Olmayacağını adımız gibi biliriz aslında. Yine de kurarız, dua ederiz, isteriz.. 
Hz. Zekeriyya mesela, "Allahım bana bir evlat ver" derken o kadar yaşlıydı ki saçları bembeyazdı. Üstelik karısı da onunla aynı durumdaydı. Ama yine de bir evlat istiyordu. Olmayacağını bile bile dua ediyordu. Sonra Allah onu "Yahya" ile müjdeledi. "Bir oğlun olacak" dedi. Zekeriyya as. "bu imkansız benim nasıl oğlum olur" diye cevap verdi. Halbuki isterken dua ederken hayal kurarken bunu hiç düşünmemişti...
Bizim için imkansız diye birşey olabilir ama Allah için herşey "mümkün"dür. O sadece Ol der ve hersey Oluverir.
İşte benim hayatımda da böyle "imkansız" hayaller hep oldu. Önceleri bir fakülte okumayı hayal ederdim ama bu benim için imkansızdı. Fakülte okumak biri için neden imkansız olsun ki? İmkansızdı işte.
Biliyorsunuz bu ülkede bazen imkanlı şeyler kasıtlı olarak imkansız hallere dönüştür…

Kırgın Çiçekler (Kötülüğün Özü)

Kötülüğün bir çok sebebi olabilir ama hiç bir mazereti olamaz..
Hiç kimse durduk yere kötü olmaz, kötülük yapmaz elbet ama bir kötülüğe de mazeret olmaz hiç bir sebep..

Buraya nereden geldim? Nasıl geldim? Neden geldim? Çıktım geldim.. :-)

En son Karadayı'nın ilk sezonunda bıraktığım dizi izleme ritüelimi Kırgın Çiçeklerle yeniden başlattım. Bu konu hakkında daha önce de bir yazı yazmıştım. İnşallah bu dizi tutar demiştim. Eşref saatine denk gelmiş duam kabul oldu. Yukarıda yazdığım "burada ne anlatılmak isteniyor" duygulu paragrafımı işte tam da bu dizideki bir sahneden yola çıkarak yazdım.

Dizinin en malı -dizi maldan geçilmiyor da- Kemal, bu bölümde sanki günah çıkarırcasına "ben kötüyüm tamam da bir sor niye kötüyüm" ana temalı sahnelerle karşımıza çıktı. "Hiç kimse durduk yere kötü olmaz" algısı yaratılmak istenen sahneler bile keMAL'ı benim nezdimde aklamadı. Mazur da göstermedi üstelik. 

Evet yıllarca "kötü çocuk değil kötü anne baba vardır…