Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Ağustos, 2015 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Gözyaşları Dolmadan Dökülmüyor

Yazdan birşey anlamadan güz geldi. Dışarda yağmur var..
Bizim evde her zamanki gibi yine misafir :-)

Yaz günü grip olmayı başarabilen nadide insanlardanım. Bademciklerimin cik'i gitti bademi kaldı. Hepsi badem kadar olup gelen geçen türlü türlü yemeklere boğazı kapatmış durumda. An itibari ile ogs'yle bile geçişler durduruldu. Üç gün daha hasta kalmayı başarabilirsem en az bir beden incelmem garanti.

Yalnız dışarda değil içerde de yağmur var. Gözyaşlarım sebepli sebepsiz dökülüyor. Babam "aynı annen gibi ağlıyorsun" diyor. Anneme benzemek hoşuma gidiyor. O an hem ağlıyorum hem de gülümsüyorum :-)

Babam, hastalığa dayanamadığım için ağladığımı zannediyor. Hani bir şarkı var ya "herkes beni hastayım sanıyor, yastayım hiç kimse bilmiyor".. Evet doğru, hastalık insanı gereksiz duygusallaştırıyor ama bulutlar da öyle birden yağmur bırakmıyor. Yani gözyaşları dolmadan dökülmüyor.

Güz işte yine hüznüyle geldi. Eğlenceli bir yazı yazmak isterken sona doğru melankoliye b…

Zenginlik Başa Bela

Şu Hayatta çok başarılı olmayacaksın arkadaş..
Ya da başarılı olacaksın ama anlatmayacaksın. 
Nedendir bilinmez, zengin adam parasından bahsederken, çalışkan adam akademik kariyerinden söz ederken Egosunu tatmin etmekle suçlanır hep. Aslında bu adamlar zaten belli bir doyuma ulaşmış insanlardır. İlave bir tatmin ihtiyacı da duymazlar. Fakat onlar gibi olmayan ya da olamayan insanlar, onların başarı hikayelerini dinlerken akıllarından şu ifadeleri geçirirler: 
Ba ba ba havalara nasıl da geriniyor..
Anladık anladık sen bir numarasın..
Bu adamın da işi gücü hava atmak..

Esasında o adamın işi gücü hava atmak filan değildir. Olanı olduğu gibi anlatır yalnızca. Ama olan, zaten özünde havalı olduğu için karşı tarafta böyle bir algı oluşur. 

Bu insanlar hiç bir filmde başrol olamaz. Lise dizilerinde gıcık öğrenci, klasik Türk dizilerinde kötü adam olabilirler ancak.. Onlar çok sıkıcı insanlardır. Hayatın tadını çıkarmak yerine çalışmayı tercih eder "enayiler".. 

Velhasılı kelam bu memlekett…

Tribal Enfeksiyon

Asrın hastalığı...
Bulaşıcı bir hastalık olup daha çok genç yaşlarda görülmektedir. Bununla birlikte bazı bünyelerde kronik bir hal almış ilerleyen yaşına rağmen bu illet bütün bedenini sarmış insanların sayısı da azımsanmayacak kadar çoktur.
Hastalığın belirtileri; günde en az üç vakit laf sokma, bardağa hep boş tarafından bakma, memnuniyetsizlik, her sözü işine geldiği gibi anlama, sürekli haklı çıkma isteği ve daha nicesi..
Hastalığa yakalananların oranı gün geçtikçe artmakta. Dünya Sağlık Örgütü bu derdin henüz kesin bir çözümünün olmadığını, sağlıklı insanların Tripli insanlardan mümkün oldukça uzak bir hayat yaşamalarını yahut gerekli önlemleri aldıktan sonra onlarla diyaloğa girmelerini tavsiye etmektedir.
Bu hastalığa erken tanı konulmaz ve tedaviye başlanmazsa ilerleyen safhalarda hastalık kendini paranoya'ya çevirebilmektedir.
Hamdolsun ben,  Trip Aşısını her sene düzenli yaptırıyorum. Ya hastalığa hiç yakalanmıyor ya da hafif atlatıyorum. Bu hastalığın hastası olanlarla ise …

YAZ'IN ÖYKÜSÜ

Yaz'ın öyküsü..
Dizi olanından bahsetmiyorum. Bildiğin şu sıcak daha da sıcak olacak yazın öyküsünden bahsediyorum. Yaz'ın öyküsü her sezon aynıdır aslında. Başrolde gidenler ve gidenlere ev sahipliği edenler vardır. Göçebe kültürümüzün değişmez adeti olan tebdil-i mekanda ferahlık ilkesi her yaz istisnasız sahnededir.
Genelde zamanında doğudan batıya göç eden insanoğlu, memleket özlemini yaz aylarında gidermektedir. Doğudan bir türlü göç edememiş insanoğlu ise batıdan gelen akraba-i talukatı ağırlama görevini üstlenmektedir.
Bu nedenledir ki doğuda yaz,  çok şenlikli geçer. Hep bir gürültü ve curcuna halinin hakim olduğu yaz günlerine mutlaka bir düğün ya da sünnet sıkıştırılmıştır.
- Ooo sen ne kadar büyümüşsün öyle, genç kız olmuşsun gibi diyaloglar sıkça tekrarlanır.
Çok şükür yazları %100 doluluk oranı ve müşteri memnuniyetine verdiğimiz önemle rakiplerimizin çok önünde bir yerlerde, üstün hizmet madalyasına aday adayıyız..
Bizim yazın öyküsü böyle..
Sizin,  Antalya sahillerinde…