Kayıtlar

Diyemedim Ya La

Bugün bir "diyemedim ya la" günü..

İçime attıklarım, atmakla kalmayıp yuttuklarım, boğazıma düğümlendiği için her daim yutkunduklarımdan bahsedeyim istiyorum.

Evvela pesimistlere sözüm. Her şey, her geçen gün daha da kötüye gidiyor diyenlere, eski günleri şaha çıkarıp, gelecekten ümidi kesenlere. Bizden bir cacık olmazcılara..

Aksine yeni nesil bizden daha cesur, yeni dünya eskisinden daha özgür. Yeniler eskilerden daha dürüst, ifade kabiliyetleri ve öz güvenleri daha yüksek ve çoğu zaman daha masum. Artık bırakın şu "nerede o eski bayramlar" klişelerini. Artık bırakın bugünü yerip maziyi göğe çıkarmayı..

İkinci sözüm, empati yoksunlarına. Hemhal olmanın niteliğini geçtim, niceliğinden dahi haberdar olmayanlara, olamayanlara.

Arkadaş, kişi ne yaşadığını herkesten daha iyi bilir. Sana göre basit mevzular onun için çok derin olabilir. Hafife alma. Nedenini anla! Empati kur. Sorgulamadan yargılama. Yalan yanlış yargılarınla karşındakini kınama.

Üçüncü sözüm, susup konuşa…

Yks Üçüncüsünün İlahiyat Yazması

Resim
Bu sene gerçekleştirilen üniversiteye giriş sınavında üçüncü olan öğrenci ilahiyat fakültesini tercih etmiş!! İnanılır gibi değil!! Herkes şok herkes iptal.. Ekşi sözlükte bu öğrenci için demediklerini bırakmamışlar. Nasıl böyle bir hata yapabilirmiş!!

Dershaneye gittiğim dönem geldi aklıma. Ortaokulu ve liseyi dışarıdan okuyan biri olarak başlarda pek göze batmayan hatta istenilmeyen bir üniversite adayıydım. Sonraki ilk denemede dershane birincisi olunca ben dahil herkes çok şaşırmıştı. Ve istisnasız bütün denemelerde birinci olmaya devam edince de insanlar "ne olmak istiyorsun?" "hangi üniversiteyi ya da hangi fakülteyi düşünüyorsun?" diye sormaya başladılar. Özellikle de bu zeka(!) ile neden sözelci olduğumu soruyorlardı.

İnsanların sayısalcı ve sözelci olarak ayrıldığını ve hatta sözelcilerin toplum tarafından "geri zekalı" kabul edildiğini o yıllarda öğrenmiştim. Meğer zeki insanlar sayısal okumak zorundaymış!! Çalışkan çocuklar sadece "doktor…

GÜNEYDOĞU GEZİMDEN NOTLAR

Resim
Uzun zamandır yazmıyorum. Okuyucu kitlem "kitle" demek için oldukça azdı fakat Google+ kapanınca iyice azaldı. Yazdıklarımı kimse okumaz oldu. Bu durum yazma hevesimi ne yazık ki biraz da olsa baltaladı. Ben en çok kendim için yazıyorum esasında. Fakat çoğu zaman kendimden çok okuyucularımı düşündüğüm yazılarım oluyor. İşte bu yazıları yazmaktan vazgeçince ara da ister istemez uzuyor.

Seyahat etmeyi sevdiğimi bloğumu uzun süredir takip edenler az çok fark etmiştir. Türkiye'de gezilmedik yer bırakmamak ilk hedefim. Ardından yurt dışına açılmayı düşünüyorum. Karadeniz, Akdeniz, Marmara ve İç Anadolu kısmen fethettiğim yerler arasında. Doğu zaten her zaman avucumda. Bu nedenle Güneydoğu vardı sırada. Geçenlerde Güneydoğu'ya bir kaç günlük bir gezi gerçekleştirdim. Bu yazımda size gezip gördüklerimden bahsetmek istiyorum.

Şanlıurfa:

Şanlıurfa ilk durağımız oldu. Halfeti'de sabah kahvaltısını yapıp tekne turu ile harika manzarayı keşfe daldık. Kahvaltıdan umduğumuzu b…

Ameliyat Günlüğüm (Gün Gün Burun Ameliyatı)

Resim
23 Mart cumartesi günü ameliyat masasına yattım. Burnumdaki deviasyonun düzeltilmesi adına attığım bu adımın uzun bir yolculuğun ilk adımı olduğunun farkında değildim. Ki farkında olsaydım belki de o adımı hiç atmazdım. Bu yazımda süreci adım adım anlatmaya çalışacağım. Benim gibi sıkıntısı olanlar için rehberlik etmek asıl amacım. Şimdilik bugüne kadar geçirdiğim evrelerden bahsedeceğim. Zaman içerisinde yazımı güncelleyerek yeni bilgiler de ekleyeceğim. İnşallah.

Ameliyat Günü:

Önden düğmeli bir elbise ve bir de pijama aldım yanıma. Bir süre baştan geçirmeli kıyafetler giymem mümkün olmayacaktı. Hastane odasında anestezi yapıldı. Ameliyata alındığımda uyuyordum. Ameliyat bitip odama alındığımda ise hala narkoz etkisindeydim, yaklaşık yarım saat sonra tam anlamı ile kendime gelebildim. Doktor, anneme ameliyat esnasında uyandığımı ve hırçınlık yaptığımı söylemiş. Hatırlamıyorum.

Gözlerimin üzerine buz koymam ve her saat başı ise burnuma şırınga ile su fışkırtmam gerekiyordu. Bu konuda…

Burun Ameliyatı Oldum

Resim
Selamun Aleyküm. Uzun zamandır yazamıyordum. Yıllardır ertelediğim ve nihayet bir ay önce gerçekleştirebildiğim bir operasyon geçirdim. Burnumdan ameliyat oldum. Bu nedenle yazılarıma ara vermek durumunda kaldım.

Çocukluğunu dibine kadar yaşamış biriyim. Sabah namazı ile başlayıp yatsı namazında son bulan sokak oyunlarımız vardı bizim. Hiç birinden eksik kalmadım. Kimileri çok masum kimileri ise oldukça tehlikeliydi. Günlerden bir gün yine oyun oynarken yüksekçe bir yerden yüz üstü yere kapaklandım. Üzerimde beyaz bir etek vardı. Bir anda kırmızıya boyandı. Ailem "çocuktur olur öyle" modundaydı. Bir kaç gün sonra ilk okul öğretmenim "senin burnunda bir şey var nefes alman normal değil, ailene söyle, seni doktora götürsünler" dedi. Söyledim mi bilmiyorum ama doktora gitmediğimizden eminim. O zamanlar hastanenin önünden geçecek olsam düşüp bayılan biriydim. İlaç dahi içemezdim. 18 yaşına kadar burnumdaki sorun nedeniyle çok sıkıntılı günler geçirdim. 
Nihayet 18'…

Terörist Hıristiyanlar!

Resim
Dünyanın bir yerinde herhangi bir gazete "Terörist Hıristiyanlar" ya da "Hıristiyan Terörü" diye başlık atmış olsa ve biri bu başlığı okusa kulağımıza çok acayip gelir, değil mi? Bireysel bir vakâ nasıl tüm topluma mal edilebilir ki? Hem böyle bir başlığı atmaya kim cesaret edebilirdi?

"İslami Terör, Terörist Müslümanlar.." Peki neden yıllarca, bize hiç acayip gelmedi, bu kavramlar? Üstümüze alınmadık ki. İşid'den bahsediyor, el-Kaide'den ya da. Tüm Müslümanları kast etmiyorlardı değil mi? Hem biz de az değildik hani!!
Kendimi bildim bileli hakikatin peşindeyim. Doğrunun ne olduğunu merak etme derdindeyim. Neye ve kime inanacağımı bulmak için onlarca okuma yaptım. Düşündüm, araştırdım. Sırf bu nedenle imam hatip ve İlahiyat okudum. Felsefenin dibine vurdum. Yüzlerce din ile müşerref oldum. Binlerce mezhep ve farklı anlayış arasında kayboldum. Durmadan yorulmadan sorular sordum.
Nihayet ilk cevabımı bulmuştum: "Bir yaratıcı kesinlikle var.&qu…

Nasrettin Hoca Kapitalist Miydi?

Resim
"Parayı veren düdüğü çalar" diyen Nasrettin Hoca da mı kapitalistti?

Dünya Hoca'dan beridir mi "ye kürküm ye" dünyası?

Para hala tüm kapıların anahtarı. İnsan evladı artık ona tapıyor! Ömrünü ona hizmet için adıyor. Uykusuz geceler, şişen ayaklar, yorulan çeneler, hep onun için.

Kapitalizm önce çakma bir ilah yarattı, sonra ilahına herkesi, kul köle yaptı. "Olmak" için yaşamaktan "almak" için yaşama fikrine geçişi, insanoğlu havada kaptı.

Platon bugün yaşasa idealar alemindeki gölgelere, mağaradaki adamı çözmeleri için rüşvet mi teklif ederdi?

Yoksa "anladın sen onu, kapiş" mi derdi?*

100 kişiye sorsak "idealiniz nedir?" desek. İçinde para geçmeyen tek cevap alabilir miyiz? Şüpheliyim. Halbuki bakınız: İdealizm.

Evvelde nice tencere kazan doğurdu dün ise tüm kazanların salası okundu.