Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Sigara İçen Tesettürlü Kadın

Tırnak içerisinde -muhafazakar!!!- köşe yazarları toplanmış, kadının tesettürüne verip veriştiriyorlar. Lafı başörtülü ama sigara içen kadından, başörtülü ama gözlüğünü gözüne değil kafasına takan kadına!!! dek ne kadar -muhafazakar!!!- kadın varsa al birini vur ötekine'ye getiriyorlar.

Devir değişiyor, Türkiye değişiyor ama şu "erkek milleti" hiç değişmiyor. Sağ sol fark etmez dayağı hep başörtülüler yiyor. Gelen vuruyor giden vuruyor. Şamar oğlan'ına ya da kızına döndük. Bizim müslimler müslimelere saydırıyor da müslimelere hep kendisini savunmak kalıyor ya bugün o savunma günü değil bilesiniz. Artık taarruza geçmeye karar verdik.

Evet bugün ki yazımın konusu başörtülü kadınlar olmayacak aksine patladı patlayacak dar pantolonlu, ozon tabakasını delecek miktarda parfüm kokulu, yakası bağrı açık, her şeyi ile ben buradayım diyen, gözleri ile dişi kuşları dahi yiyen, yalnızca espirisine!!! onun bunun annesine sövmeyi matah bir şey bilen "Müslüman erkekler"..

Si…
En son yayınlar

İlahiyat Kazananlar Buraya

İlahi hayat sen ne güzelsin :)

İlahiyat yalnızca bir bölüm değildir. İlahiyat, ilahi bir hayatın kapısı mesabesindedir. O kapıdan girdikten sonra çıkmak istemezsiniz. İsteseniz de çıkamazsınız. Kapının ardından sizi uçsuz bucaksız bir umman bekler. Önce yüzme öğrenmelisiniz. Yüzdükçe yüzmek isteyeceksiniz. Derinleri merak edeceksiniz, yüzmek yetmeyecek dalmayı arzu edeceksiniz. "Fazla da dalma, kafayı yersin AlimAllah" sözleri karşılayacak sizi. "Acaba?" diyecek ürkeceksiniz. Ama dalmanın zevki bütün soru işaretlerini eritecek. Bazen suyun yüzüne çıkacak, adaları seyredeceksiniz. Uzakta bir kara var bileceksiniz fakat karaya ulaşmanın zorluğunu göreceksiniz. 

Su altı dünyası sizi çok şaşırtacak. Gördüklerinize inanamayacaksınız. Bir gün her şey yalanmış gibi gelecek, bir diğer gün hakikati karşınızda bulacaksınız. Şüphe katığınız olacak. Yedikçe yiyeceksiniz. Mütemadiyen "iyi ki buradayım" diyeceksiniz. Pişman olmayacaksınız. Yalnızca zaman geçtikçe "t…

Delilim Yok Kalbimden Başka (Kitap Notları)

Delilim yok kalbimden başka.

Serdar Tuncer abimize olan sempatik duygularım yazılarımı uzun zamandır takip edenlerin malumudur. Etmeyenler için söyleyeyim, "hiç kimse mükemmel değildir, kişiye tartıda ağır gelen tarafına göre muamele edilir" düsturu ile muhabbet beslediğim insanlardan biri de Serdar Tuncer'dir.

Erzurum'da yaşar iken kendilerinin pek çok hasbihalinde ön sıralardan yerimi almış, İstanbul'da muhabbetine hasret kalmış bir insanım.

Konuşması ile karşısındaki insanın gönlüne tesir eden bu abimizin bir kitabı çıktı. Kitabın adı "delilim yok kalbimden başka". Kitap, kısa yazılardan oluşuyor. Bunların en etkileyici olanları ise başlarda bulunuyor. Sona doğru etkili yazılar yerini güzel kurulmuş cümlelere bırakıyor.

Çıkar çıkmaz almak istediğim bu kitaba, bir türlü fırsat bulamadığım için ulaşamamış Erzurum'a eli boş dönmüştüm ki bir de ne göreyim. Benden önce o gelmiş de yollarımı gözlüyormuş. Çabuk bitmesin diye yavaş yavaş okuduğum bu kitabı b…

Ben Yandım Siz Yanmayın, Aman Ha Sakın Kanmayın

SİGNAL WHİTE NOW TOUCHYukarıda ismi geçen ürün bir diş makyaj ürünüdür. Televizyonda reklamını görüp hemen vurulduğum, acaba nerede bulabilirim diye Google amcaya sorduğum, ünlü bir markette bulduğum ama aldığıma pişman olduğum bir üründür kendileri.
Önceki yazımda da bahsettiğim gibi, bir ürünü almadan önce hakkında bir çok araştırma yapar mutmain olduktan sonra alırım. Ama bu sefer öyle olmadı. Çünkü dişlerimden çektiğim kadar başka şeyden çekmedim diyebilirim. Herkesten daha fazla bakım yapmama rağmen dişlerimin durumu pek iç açıcı değil. Bu nedenle söz konusu alanda çıkan her yeniliğe hevesleniyor ve hiç düşünmeden deniyorum. 
Signal'in malum ürünü televizyon reklamlarında dişleri anında beyazlatma garantisi sunan bir ürünmüş gibi lanse ediliyor. Bir kez kullanın ve dişleriniz bembeyaz olsun. Sihir gibi bir şey :) Sonra markete gidiyorsunuz, fiyatını öğreniyorsunuz. Tam 49.90 TL. Uff fiyatı da amma çok. Kesin mükemmel bir ürün, adamlar sonunda yapmış, diyorsunuz. Ama yapmamış. B…

Kullanıcı Yorumları Olmasaydı...

Bu bir kullanıcı yorumu yazısıdır.
Alışveriş, günümüzün yemek yemek ve uyumaktan sonra en çok yapılan aktivitesi oldu. Hemen hemen her gün bir şeyler alıyoruz. İhtiyaçlarımız hiç bitmiyor. Arz talep döngüsü doğrultusunda alınanların sayısı arttıkça satılanların da çeşidi artmaya başladı. Her hangi bir ürünün yüzden fazla seçenek ile sunulması kafalarımızı iyice karıştırdı. Acaba hangisi daha faydalı, daha ucuz, daha iyi, daha daha daha.. Sırf bu nedenle "karşılaştırma" sitelerinden "en uygun" sitelerine kadar bir çok site oluşturuldu. Yine bu karışıklığı önlemek için bir çok sitede "filtreleme" butonu mevcut. Ama işimiz hala çok zor. Tüm bu uygulamaları kullansak bile alacağımız şey hakkında daha fazla bilgiye sahip olmak isteğimizi tatmin edemiyoruz. Tam da bu evrede "kullanıcı yorumları" ve "şikayet" sayfaları imdadımıza yetişiyor. Onlar olmasa ne yapardık bilmiyorum.
Evet artık eskisi gibi "yetinmeyi bilen" değil hep "d…

Lys Sonuçları Açıklandı, Tercih Yaparken Nelere Dikkat Edilmeli?

Selam, bugün klavyeyi, liseyi bitirip yüksek öğretime adım atma derdinde olan gençler için aldım elime.

Bundan bir iki sene önce "İlahiyat Okumak İsteyenlere Tavsiyeler" başlığıyla bir yazı kaleme almıştım. Bloğumda en çok okunan ve takip edilen yazı bu yazı oldu. Doğrusu bu kadar ilgi çekeceğini düşünmemiştim. Hem amacım bu konuda bilgilendirme yapmaktan ziyade eğlendirmekti. Ama yazdıklarım fazlası ile ciddiye alındı ve benden İlahiyat Fakültesi ile ilgili ayrıntılı bilgi istendi. Madem öyle Yüksek Öğretim hakkındaki düşüncelerimi ve tecrübelerimi paylaşabileceğim ikinci bir yazı yazayım dedim. Hazır Lys sonuçları da taze açıklanmış ve herkes kara kara ne yapacağını düşünmeye başlamışken böyle bir yazı iyi gelir zannımca.

Öncelikle Yüksek Öğretim yapmak isteyen arkadaşlarım için bir kaç nacizane tavsiye vermek isterim. 

1. Ne okuyacağınıza puanınız, sıralamanız, anne babanız, akrabalarınız ya da hocanız değil, siz karar verin.

Ben öyle yaptım ve hiç pişman değilim. Türkiye'…

En Şanssız Organım

Başlık çok acayip değil mi?
Siz hiç en şanssız organınızın hangisi olduğunu düşündünüz mü? Ben düşündüm. Manyak olduğum için değil şartlar bunu gerektirdiği için düşündüm. :)
Efendim, malumunuz insanoğlu "kaza ve kader" dairesi içerisinde bir hayat sürdürmekte. Kaderin vuku bulmuş hali olan kaza, Türkçede istemeden fark etmeden yapılan ve sonucu yaralanmalara sebebiyet veren hatalar için kullanılır ola gelip zamanla anlam daralmasına uğramıştır. İşte ben de hayatım boyunca bu "anlamı daralmış kazalarımı" bir film şeridi gibi gözlerimin önünden geçireyim istedim. Bir de ne göreyim. Yaşadığım kazalar sonucu en çok hasara uğramış organım "sağ elim" ha bir de "kalbim"..  Sanki Yaradan sağ elimin üzerine öz geçmişimi nakşetmiş. Baktıkça maziyi hatırlayayım istemiş. 
Sağ elimde çocukluğumdan kalma bir adet soba yanığı izi, jilet kesiği, bir bisiklet kazası damgası, bir eğitim zayiatı nasırı, bir de toplu açılışlarda kullanılan ve tüm parmaklarımı toptan …