Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Sevme Ahlakı

İslamiyeti kabul eden insan evladı için hayat sadece yaşanmak için yaşanmaz. Hayatın her safhasında neden sonuç ilişkisi vuku bulur. Hiç bir şey "öylesine" değildir. Her şeyin bir sebebi vardır. Ayrıca bir de kuralı. İslam bir hukuk dini olduğu kadar bir de ahlak dinidir. Kurallar yalnızca ceza ve mükafat ilişkisi üzerine kurulmaz. Zamanla işin içine "karşılıksızlık" ilkesi dahil olur. Yaptıklarının bedeli umurunda olmaz. Yalnızca "iyi" olmak için yaşarsın. İşte tam da bu evrede hukuk, ahlaka evrilir. İslam hukukundan İslam ahlakına göre yaşama evresine geçen kulun makamı yükselir. 

İslam dini hayatın her evresinde bir takım ahlak kuralları öngörür. Ticaret ahlakı, ibadet ahlakı, risalet ahlakı, siyaset ahlakı... Aklına gelip gelebilecek her şeyin bir ahlakı vardır ve olmalıdır. Ben bugün burada sadece sevme ahlakından bahsedeceğim. 

Evet yanlış duymadın. Sevmenin de bir ahlakı vardır. Peki doğru ve ahlaklı sevgi nasıl olmalıdır?

1. Ahlak kurallarının en tem…
En son yayınlar

İzafiyet Teorisi ve Zamanda Yolculuk Hikayesi

Zamanda yolculuk fikri asırlar boyu insanları heyecanlandırmış, heyecanlandırıyor ve daha da heyecanlandıracak gibi duruyor.

Bu mevzuyu düşününce akla sırasıyla şu sorular geliyor:

1. Böyle bir şey mümkün müdür?
2. Mümkün olsa geleceğe mi yoksa geçmişe mi gidilebilecektir?
3. Her ikisine gitme şansı olsa hangisi tercih edilir?
4. Geçmişe gidilse kader değiştirilebilir mi, tarih yeniden yazılabilir mi?
5. Geleceğe gidilebilse olacaklar için önceden önlem alınabilir mi?

Ve daha bir sürü şey. Beyin yakan bu soruların cevabı elzem elbette ama asıl soru yolculuğun nasıl mümkün olacağı. Durum hakkında biraz kafa yorunca şöyle bir kanaat hasıl oldu bende. Sen buna varsayım de, teori de saçmalık de, ne dersen de :)

Bence Einstein abimiz, İzafiyet teorisi ile tarihe imzasını büyük harflerle atıp gitmiş bir şahsiyet. Ben de onun teorisinden yola çıkarak bir kanıya varıyorum. Zaman dediğimiz şey aslında sadece bir "an". Dün, bugün ve yarın tamamen yalan. Geçmiş, şimdi ve gelecek bu anın içinde…

Uçağı Kaçırdım

Çok değil bundan bir sene önceye kadar uçağı sadece havada gören, rûyalarında dahi ona bindiği için korkudan ölen bir insan evladıydım. Ne ara uçaktan başka ulaşım aracı tercih etmeyecek kadar zengin ve uçak kaçıracak kadar havalı oldum bilmiyorum. :))

Bugün anlatacaklarım trajikomik diye adlandırılan türden..

Haftanın beş günü aralıksız çalışan biri olmam ve bu yıl resmi tatillerin Cumartesi-Pazar'a denk gelmesi hasebiyle memleketine özlemi zirvede yaşamaktaydım. Bir yolunu bulup Erzurum'a gitmeliydim. Bir umut bir şeyler bulurum diye takvimleri karıştırmaya başladım. Bir de ne göreyim, 1 Mayıs İşçi Bayramı.. Üstelik Pazartesi. Sanki İşçi bayramı değil de Ramazan Bayramı, Kurban Bayramı. O kadar sevindim. 

Sonraki hedefim uçak bileti bakmak oldu. Cumadan gider Cumartesi, Pazar kalır Pazartesi dönebilirdim. Azdı ama olsundu, yeterdi, buna da şükürdü. Elim değmişken gidişle beraber dönüş biletini de aldım. Sıra gün saymaya geldi. Yatcaz kalkcaz, yatcaz kalkcaz, yatcaz kalkcaz hoop…

Sevmek Günah mı?

Eğer din adına bir şeyler yapmaya çalışan, kenarından köşesinden din işlerine karışan biri iseniz mutlaka ve mutlaka bu soru ile karşılaşacaksınız. 

-SEVMEK GÜNAH MI?
-Sevmek değil sevgili olmak günah. -Ne farkı var ki? Uzaktan mı seveceğiz yani? -Sevgili olmadıktan sonra sevmenin ne manası var ki? -Öyle iş mi olur, çok saçma...
"Sevmek günah mı?" diye soran kişi yüzde doksan dokuz nokta dokuz "bir kadın-erkek" ilişkisinden bahsetmektedir. Yoksa; taşı, kuşu, ağacı, böceği, çoluğu çocuğu, inci boncuğu sevmenin günah olmadığını herkes pek tabi bilmektedir. Hem, bu kadın ve erkeğin, karı koca, baba kız, ana evlat, kardeş bacı yani "yabancı" olmadığının da farkındadır ol kişi. Onun derdi sevmekle değildir, sevgililikledir. Sıkıntı sevmekte değildir. Sevmenin gereklerini yerine getirmektedir. Hiç bir şey yapamadıktan sonra sevmenin ne anlamı vardır? 
İslam dini sevgi dinidir. Sevmek haram değil aksine farzdır, farz. Sevmemektir günah olan. Sevgini vermemektir kimsele…

Sevgi Neydi?

Malumunuz aşk meşk işleri ile ilgili bir yazı dizisi başlatacağımı bundan bir evvel ki postumda ilan-ı ayan etmiştim. Sevda ile ilgili çokça soru ve sorun olduğunu bildirmiştim. Her bir yazımda konuyu farklı bir yönden ele almaya çalışacağım demiştim. Dilerseniz önce derdimizin ne olduğunu inceleyelim sonra nedenine nasılına geçeriz.

Sevgi neydi?

Dopamin, oksitosin, adrenalin ve vasopressin gibi hormonların salımına sebep olan beyin ve kalbin aynı anda birbirini etkileyerek koordine çalışması sonucu oluşan, mide ve bağırsakların da bu yoğun trafikten spazm yaşayarak payına düşeni aldığı biyolojik bir durummuş sevgi. Eric Fromm'a göre, sanat, Freud'a göre, cinsellik. (gerçi ona göre her şey cinsellik) Mevlana'da Şems, Mecnun'da Leyla, Kerem'de Aslı, belki de bir yok oluş faslı.. Herkes farklı isimle çağırır onu. Kimi aşk der, kimi sevda, kimine göre ana, kimine göre yara. Karadır sevda, kara.

Sevda adına yazılır tüm şiirler. Şarkılar onadır, onadır filmler. Yeri gelir …

AŞK MEŞK İŞLERİ

Mevzu derin..
Bugün sizler için, flört, çıkma, sevgililik, manitacılık, sevdaluk, yarenlik ve daha bir çok isme sahip, genelde karşı cinslerin arasında, nadiren hem cinslerde de vuku bulan, içeriğinde aşk, sevgi, hoşlantı, duygusal bağ, elektrik gibi  bilumum hissiyat barındıran ve yüksek dozda evlilik programlarına maruz kalmamıza sebep olan, dünya tarihinin en eski, belki de en sıkıntılı konusunu ele alacağım.

Türkiye Cumhuriyetinin Anayasalarına göre " Her vatandaşın sevme ve sevilme hakkı vardır. Bu hakka hiç bir durum ve şekilde kısıtlama uygulanamaz, el konulamaz" diye bir madde olsaydı keşke. Bak gör o zaman sandıkları "evet" ile patlatır mıydık patlatmaz mıydık..  Zira Maslow abimizin de ihtiyaçlar hiyerarşisinde değindiği gibi yeme, içme, güvenlik gibi ihtiyaçların hemen üstünde gelen sevme sevilme duygusu Adem'le Havva'dan beri başımızın bir numaralı belası. Ülkenin en bir önemli sorunu.

Sevgi nedir? Neden Sevmeliyiz? Nasıl sevmeliyiz? Ne zaman sevme…

Recep İvedik, Arka Sokaklar, Aleyna Tilki

Recep İvedik rekor kırmış. Bir ayda bilmem kaç milyon kişi izlemiş.. Caner Berke ile evlenmiş, Arka sokaklar dört yüzüncü bölümünü kutlamış, Aleyna Tilki olmuş, Kerimcan ona gülmüş.. Su ne olmuş, inek içmiş, inek ne olmuş, dağa kaçmış, dağ ne olmuş, yanıp bitip kül olmuş.

Sanki başka bir alemdeyim. Etrafımda dönen muhabbetleri anlarsam Arap kızı, anlamazsam olayın Fransızı olmaktan kendimi kurtaramıyorum. Bir bölümünü dahi izlemediğim bir dizi, nasıl on senedir devam ederken, çok beğendiğim diziler ilk haftasında ekranlara veda eder, anlamlandıramıyorum. 

Dinlediğim şarkıları bilen, okuduğum kitapları seven, güldüğüm şeylere gülen, gezdiğim yerlere gelen yok. Başkalaşım yaşıyorum. Bir ben var biliyorum. Bende. Benden ötelerde. Sorun derinlerde bir yerde. Hissediyorum. Genel izleyici kitlesine, ne yapsam giremiyorum. Tedavi olmam şart. Ama, derdimi seviyorum. 

Bu konuda yaptığım bir yorumun altına çok güzel geri dönüşler aldım. Postun çıkış noktası olan cevaplarda, "Ne olur Arka Soka…