Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Mayıs, 2016 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Serin Havalar Gelmezse Biz Ona Gideriz

Yine ne çok yorulduk. Gözler çift görmeye başladı, beyin error veriyor. Bir kapatıp açsak mı acaba? 


Genelde yeter'in üzerinde yorulduysam başımı rahat bir şekilde yastığa yaslayabiliyorum. Yorgunluk eşiğim tahmin edilenin çok üstünde tabi. Bir güne bir kaç hayat sığdırdığımı zikretmiştim daha evvelce. Sabah erken saatlerde alın terim alnımın sınırlarını çoktan aşmıştı bile. Eve döndüğümde doğal yollardan vucut toksinlerimi atmış olmanın rahatlığıyla bir damacana suyu diktim kafaya.. Survivor'da oyun kazanmış gibiydim. Dili damağı kurumuş ama yüzünde o saçma gülümseme. Okuduğum yazılı kağıtlarının sayısını sayamayınca tartmaya karar verdim. 20 kilograma yakın zannımca. Arada bir Eminönü yaptım. Bulaşıktan bahsetmiyorum o artık standart. Ve ev. Ardından yazılı kağıtlarıyla tam hız mücadele. Nihayet dedim, artık dinlenebilirim.

Uyku moduna geçmeden evvel, bir selam vereyim istedim. Gecenin uzun, uykularımızın derin, rûyalarımızın ise serin olması dileğindeyim. Zira havalar suyun k…

Bütün Şifrelerimi Deşifre Etmek İstiyorum

Hey gidi eski günler hey..
Çok değil bundan on sene evvel şifre dediklerinde aklımıza sadece şifreli kanal Cine5 gelirdi. Şimdi ise hayatımızın her anı şifreli. Şifreniz yoksa siz yoksunuz!!

E-okul şifresi, Mebbis şifresi, banka kartı şifresi, e- devlet şifresi, ösym şifresi, hotmail şifresi, telefon ekran şifresi, kapı kilidi şifresi, akıllı tahta şifresi, bilgisayar şifresi, facebook, twitter, instagram ve bilimum sosyal medya şifreleri..

-Ne olucak efendim, bütün şifrelerinizi aynı yapın rahat edin. 
-O öyle olmuyor cancağızım.
Hepsinin kriterleri başka başka. Biri der illa büyük harf kullanınız öteki der sayı, işaret, büyük, küçük ne varsa ortaya karışık yapınız. Diğeri en fazla altı haneli olsun, beri ki dördü geçmesin. Ne yazarsan yaz beğenmezler. Bu çok zayıf, bu çok basit, bu kullanılamaz bu bu bu.. İnsanı dinden imandan ederler.

Mesela şöyle derler:
"Şifreniz sıralı harflerden teşekkül edemez, ilk dört hanesi doğum tarihinizi içeremez.." Bir de mütemadiyen "lütfen güv…

Ayla Çelik Bağdat Şarkısı

Şarkıyı ilk dinlediğimde "olmuş bu" dedim. "Türkan" kadar olmasa da modern şarkılar arasında sözlerinden anlam çıkarılabilen nadir eserlerden olması büyük bir artı bana göre. Son bir haftadır okulda çocukların dilinden de düşmediğini görünce olmakla kalmamış tutmuş da anladım. Yani hem popüler hem kalbur üstü bir eser olmuş. E ne diyelim vatana millete özellikle de yeni evleneceklere hayırlı uğurlu olsun.  Güle güle kullansınlar, ilk dans müziklerini..

Şarkı iyi hoş ama yeni neslin üzerine XL.. Yeni nesil ne bilsin Kerem'i Aslı'yı, Ferhat'ı Şirin'i.. Hadi onları bir şekilde bildi duydu da Bağdat'ı ne bilsin. O eski Bağdat'ı. Kan revan içindeki değil. İlim irfan içindeki Bağdat'ı ne bilsin bu nesil. Hani Moğollar kütüphanesindeki kitapları katletmeseydi belki de beş yüz sene daha önde bir bilgi birikimimizin olabileceğini ne bilsin. Sora sora Bağdat bulunacağını, Ana gibi yar Bağdat gibi diyar olmayacağını ne bilsin yeni nesil. 

Youtube'…

Dil Dursa Hakim Bey Ten de Can Durmaz

Bilim adamlarından ya da ilim adamlarından bir isteğim var.

Efendim, hayat herkes gibi bizi de çok yoruyor. Klişedir "insanlarla uğraşmak zor"
Her gün kaç tane baklayı yutuyoruz, her gün kaç sözü içimize atıyoruz bilirsiniz.
Sussak olmuyor susmasak olmaz. Dil sussa hakim bey, ten de can durmaz..

Benim sizden bir isteğim var, ey pek kıymetli insancıklar! (sözüm bilim ya da ilim insanlarına)
Ya, şöyle hem derdimizi dökeceğimiz hem de gıybet etmiş sayılmayacağımız bir formül bulsanız.
Her minareyi çalıp kılıfını hazırlayan sizler, bir kılıf da bize uydursanız.. Olma mı?

İçimize ata ata çatlayacağız valla. Kendi kendimize konuşur olduk. Ama artık yorulduk.
Snapchat mantığında bir şey olabilir mesela. Biz içimizi ona boşaltalım o beş dakika sonra hepsini imha etsin. Adını değiştirelim. Ruhsal arınma, psiko detoks diye isimlendirelim. Diyanet fetva versin. Doktorlar tarafından reçetelendirilsin. Gerekirse meşruluğu resmi gazetede ilan edilsin. Artık bir çare bulunsun bu işe. Gücünün yetme…

Acımıyor ki Acımıyor ki..

Bugün Gençlik ve Spor Bayramı.. Madem biz de genciz, dedik Büyükadaya gidip bisiklete binelim, bayramımızı böyle kutlayalım. En son 15 sene evvel binmiştim bisiklete. Fakat Eğitim Psikolojisi derslerinden öğrendiğim kadarıyla psikomotor davranışlar asla unutulmuyordu. Bisiklete binersem her şeyi dün gibi hatırlayacağımı biliyordum. 
Adaya gittik iki bisiklet seçtik. Önce biraz afalladım. Bisiklet çok yüksek geldi bana. Sonra tamam dedim ilk on dakika sorunsuzdu. Yokuş çıkmak işin zor ama emniyetli tarafıydı. Fakat bir de o o yokuşu inmek vardı ki bunu gözüm hiç kesmiyordu. Hadi bismillah deyip üzerime kefenini giyip savaş meydanına yürüyen askerler gibi bindim bisiklete bastım pedala.. Basmaz olaydım. Kaç kilometre hızla gittiğimi bilmiyorum. Yalnızca çekiiiiilinnn beeennn geliyorum diyebiliyorum. Baktım bu bisikletten düşmeden inmem mümkün değil. Bari başkalarına zarar vermeyip en küçük hasarla bu işi bitireyim dedim. Bir bahçe duvarını da gözüme kestirdim. Oraya çarpıp duracaktım. Ha…

www.evdekaldim.com.tr

Ne çok evde kalmış kız var yaaa...
Üç tarafı evde kalmış kızlarla çevrilmiş bir evde kalmış kız adasıyım ben.
Evet doğru ben de evde kaldım ve bu evin kalabalık olduğundan da haberdardım. Ama bu kadarına pes doğrusu.. Elini sallasan evde kalmış kıza çarpıyorsun. 

Bu piyasada cari açık hat safhada, enflasyon tavan yapmış. İthal alımların etkisi büyük tabi. Gözler merkez bankasında. Her an devalüasyon olabilir. Aksi takdirde bir isyan hareketi beklenmekte. Sonucu ihtilale kadar varır denmekte. Sıkıntı büyük diyorum anlasana!!!

Evde kalmış kızları nasıl tanımlarız?

-Kısmetlerini beğenmeyip kendilerini beğenmekle suçlanırlar.
-Migren bu türün bulaşıcı hastalığıdır.
-Her daim canları sıkkın, moralleri gereksiz bozuktur.
-Etrafa yalancı gülücükler saçarlar.
-Her sakallıya potansiyel koca diye bakarlar.
-Yaş kriterlerini esnetmişlerdir. (-10/sabit yaş/+10)
- Kariyer planları yaparlar. (yüksek, master, doktora artık Allah ne verdiyse)
- Psikologları vardır. (500 lira alıp her şey nasip kısmet diyerek pos…

Bir Ales Eksikti

Durduk yere "bundan da eksik kalmayayım" deyip başvuru süresinin bitmesine son bir saat kala içine düştüğüm, madem 80 lira verdim gireyim de boşa gitmesin diye düşünüp Pazar günümden üç saati çalıp çırptığım bir sınavdı, Ales. Mütemadiyen "ne diyor lan bu adam.." diye düşündürdü, sürekli saate bakıp ilk 110 dakikanın bitmesini iple çektim. Bütün şıkların doğru olduğu bir sınav düşünün. Beş şık arasında kalıyorsunuz. Paragrafta anlatılmak isteneni anlayanı madalyalandırmak istiyorsunuz. Soruları hazırlayanın o gün ne içtiğini merak ediyorsunuz. Şıkları eklerken aklından ne geçtiğini.. Hayatı sorgulatan bir sınav düşünün. Herkes Pazar'ın keyfini çıkarırken "ben burada ne yapıyorum, neden buradayım ha, neden?" diyorsunuz. Okumaktan vazgeçiyorsunuz. 

Bir tezekli soru çıkıyor karşıma. "İyice ... çıkardınız bu işin" diye haykırıyor içimdeki ses. Köylü milleti tezek yakmayıp da ne yakacakmış.. Entel dantel herifler aralarında bunu tartışmışlar. Onda…

Bugün Seni Anlattım Anne

Ayaklarının altınca cenneti saklayan kadın. 7 gün 24 saat hiç yılmadın. Çamaşır, bulaşık, meyve, sebze.. Ne bulduysan yıkadın. Beni bile. Ama hiç getirmedin dile.
Bugün çocuklara seni anlattım. 9 ay karnında taşıdığını Geceler boyu uyumadığını Düşerim diye gözünü yummadığını Ağladım diye ağladığını Yemedim diye doymadığını.
Bugün çocuklara seni anlattım anne. Sıcak yemek kokusudur anne dedim. Kapıyı çalmadan açandır. "Nerede kaldı" diye mütemadiyen saate bakandır.
Bugün çocuklara seni anlattım anne. Asıl adı "ana"dır, dedim. Gönülde bir yaradır, dedim. Dünya bir yana o bir yanadır, dedim.
Bugün çocuklara seni anlattım. Veysel'i anlattım. Ayakları altında cenneti saklayan kadın. Peygamber hırkası üzerinde. Cennetin anahtarı elinde. Seni anlattım bugün.
Bir kere babaya üç kere sanaymış. Ağlamak kana kanaymış. Bugün çocuklara seni anlattım.
Şefkat kanatlarını. Terliklerini anlattım. Dualarını ardından. Beddua çıkmazdı ağzından.
Bugün çocuklara seni anlattım. Seni nasıl sevdiğimi, Söyleyemediğimi…

El Öpenleriniz Çok Olsun

İlkokuldaydım. Yaş dokuz.. İnce, narin, kibar bir öğretmenim vardı. İki beden büyük pardesü giyerdi. Pardesünün kolları ellerini dahi kapatırdı. Öğretmenler gününde elini öpmek için sıraya girmiştik. Hayatımda bu kadar yumuşak bir eli daha tutmadım zannederim hala.. Çok başka bir duyguydu bu.. Her gün karşında hayran hayran izlediğin insana dokunmak. Onun elini tutmak. Çok başka..

Bugün Miraç Kandili'ymiş.. Sabah çocuklardan öğrendim.. Çok yoğun olduğumdan mıdır, evimde televizyon olmadığından mıdır yoksa takvimlerden haberim yok geçiyor günler diye mi bilinmez kandil olduğunu fark etmememişim. Çocuklar sağ olsun her derstte üzerine basa basa hatırlattılar. Hocam oruçlu musunuz diye sorup durdular. "Malesef" deyince de muzur bir ses tonuyla "anladık" dediler. Yanlış da anlasalar düzeltmedim. Belki de öyle bilsinler istedim bilemiyorum :)) 

Bir sınıfım var beni gereğinden fazla yoran.. Çoğu zaman da üzen bir sınıfım var. Ama bugün her günün aksine çok mutlu ettile…