Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Eylül, 2016 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Adetli İken Kur'an Okunur Mu?

Bloğumun  adını değiştirip "Bir Öğretmenin Günlüğü" koysam mı acaba?
Gün geçmiyor ki bir eğitim vakasından bahsetmeyeyim. Hayatım okul ev arası bir koşuşturmadan ibaret olunca farklı bir şeylerden bahsetmek zorlaşıyor haliyle..

Bugün mevzu "abdestsiz Kur'an okuma ya da adetli Kur'an okuma" idi. Daha doğrusu 19 Eylül'den beri mevzu bu. Yeni eğitim öğretim yılında Kur'an derslerini bana kitleyen sevgili zümrem, bu sorunla muhatap olmamın en büyük müsebbibidir aslında. İkinci müsebbib ise ben deniz oluyorum. Çünkü, bir çok öğrenci malum konuyu suistimal etmeye çok yatkın. Ve ben Kül Yutmam :))

Abdestsiz ya da adetli iken Kur'an okuma mevzu konusunda taa fakülte yıllarında hocaları sıkça terletmiş birinin bugün hoca olup öğrencilerini terletmesi çok da şaşılası değil.

Güncel Fıkhi Meseleler diye bir dersimiz vardı. Konumuz abdetsiz Kur'an okuma ya da Kur'an'a dokunma. Mevzu güncel ama fetvalar 1000 yıl önceden.. Haliyle itiraz mekanizmam har…

Burası Gezi Parkı

  Bu ne nefret bu ne kin? Biraz sakin.. Biraz sakin.. 

 Yine İstanbul'lu oldum. Gelirken yanımda kardeşimi de getirdim. Bayramın ilk gününü ailemin yanında, geriye kalan son üç gününü de kardeşimle birlikte İstanbul'da geçirdim. An itibariyle onu memlekete postaladım :) ve ardından Mustafa Ceceli'nin "17 milyon olsun şehir boş ver, sen kaç metre kare yalnızlıktasın'ını" dinlemeye başladım. Yine yalnızım dostlarım yalnızım yalnız. Bir dakika sizi bekleteceğim. Şu "küçük emrah" modunu kapatıp muhabbete öyle devam etsek daha iyi olacak sanki :))

Nerede kalmıştık. Taman hatırladım. Efendim, İstanbul'a adım attık. Ayağımızın ilk bastığı toprak Bizans ruhunun hala yıkılmadım ayaktayım dediği Taksim oldu. Ben de kardeşime Taksim Meydan'ının hemen üst tarafındaki "Gezi Parkı"nı gösterip "İşte burası da o meşhuuur Gezi Parkı. Onca olan biten bu kadar ağaç içindi" diyerek Turistik rehberliğimin ilk cümlesini kurdum. Bu cümleyi kurmam…

Kore Dizileri mi Türk Dizileri mi?

Nedir arkadaş bu Türk dizilerinin çektiği çile.
Şamar oğlanına çevirdik el birliğiyle. Yazık günah valla. Yerden yere vuruyoruz "güzelim" dizilerimizi. 
Bugün ki yazımı  halis muhlis Made İn Turkey dizilerine hak ettikleri değeri vermeye ayırdım. Birilerinin bunu yapma zamanı geldi de geçiyor bile. Bu amacımı gerçekleştirmek için, öncelikle yöntemim o yere göğe sığdıramadığımız Kore dizilerini Türk dizileri ile karşılaştırmak olacak.

Hadi başlayalım:

Madde 1: Kore dizileri 15 bölüm sürerken Türk dizileri 15 sene sürmektedir. Buna rağmen bir çok Kore dizisinde mantık hatası bulunurken Türk dizilerinin birinci bölümü ile sonuncu bölümü arasında akıl almaz uyum dudak uçurtmaktadır.

Bakınız "Kurtlar Vadisi"..
Daha ilk bölümde Polat Alemdar, Elif Eylül'e "ölüm ölüm nedir ki gülüm, ben senin için yaşamayı göze almışım" dememiş miydi? Demişti. Bu sahnenin üzerinden 15 koca yıl geçti ama Polat Alemdar hala hayatta :)) Sözünün eri olmak başka bir şey tabi :))

Madde 2…

Öğretmenler Seminerlerde Ne Yapar?

Öğretmenler seminerlerde ne yapıyor?
Çok fazla bu soru ile muhatap oluyorum. Soru kolay cevabı ise oldukça zor.

Öğretmen olmadan önce ben de çok merak edip tanıdık öğretmenlerle durumu müzakere etme derdine girmiştim fakat hiç bir şekilde açıklayıcı cevaplar alamamıştım. Şimdi aynı sorular bana soruluyor ve ben de yanıt vermekte zorlanıyorum. Bu yazımda elimden geldiğince malum soruna bir açıklama sunmaya çalışacağım.

Edison'un elektiriği, Newton'un yer çekimini, bilmem kimin suyun kaldırma kuvvetini keşfettiği zamanın seminer zamanları olduğu efsanesi dillerde dolanıyor.

Hatta bir çok bekar öğretmenin yuvayı yapan kuşunu bu seminerlerde Avladığı söyleniyor.

Ve de yaprak sarma ve mantı tariflerinin de ilk kez seminer haftalarında ortaya döküldüğü iddia ediliyor.

Dedikodulara göre bu günler öyle mübarek günlermiş ki kimsenin ne yaptığını bilmeden bir çok şey yaptığını fark ettiği mucizevi anlar yaşanıyormuş.

Modern zamanlarda Milli Eğitim'in esnek politikaları sayesinde seminerler…