Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Temmuz, 2016 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Yeni Bir Ev için Gerekli Malzemeler

Yıllardır hayalini kurduğum, bir gün maddi gücüm olursa yapacağım ilk işler listesinin ilk maddesini yapmamı sağlayan Allah'a ne kadar hamd etsem azdır..

Canım annem yaklaşık 40 senedir "evli" bir kadın. Fakat yaklaşık kırk senedir ev denilebilecek bir mekana sahip olamamış bir kadın. Onu rahat ettirme hayalim az da olsa gerçekleşme zeminine ulaştı çok şükür. 

Son bir aydır memleket kazan ben kepçe seramik, laminant, kapı, boya, stropiyer, duş teknesi, ankastre Vs.. Adını sanını bilmediğim bir çok şeyin alışverişiyle meşgul oldum. Çok yoruldum ama değdi. 

Ne kadar inşaat firması varsa gezdim. İnternet üzerinden de bir çok alışveriş yaptım. Hızlandırılmış, uygulamalı iç mimarlık dersi aldım desem yeridir.

Artık yaşanılası bir evimiz var..
Şimdi sırada eşyalar..
Yeni görev, buzdolabını boyama, kanepelerin ayaklarını değiştirme.. Tasarım ürünler oluşturma aşamasına da geçtiğime göre, zirvede bırakıp diyar-ı İstanbul'a dönsem mi acaba? Hiç dinlenemedim zira..


Asrın Destanı

O an, kıyametin provası.. Dudaklarda acziyet duası.. O an, durdu zaman.. Yüreklerde dehşetli bir ateş.. O an, kim dost kim kalleş.. Ve beklenen kahraman.. Tek yürek bir vatan.. "Dokuuun!" diye haykırıyordu.  Bas o düğmeye, uyandır bizi.. Su serp yangınımıza..  "Kum bi iznillah" de  Kalkalım! Bir daha oturmamak adına.. "Öl" de ölelim.. "Onlara ölü demeyin" diye anılmak uğruna.. Tanklara karşı çıplak ayak koşalım. Kurşunlara bağrımızı korkmadan açalım.
Dokun bize. Dokun yüreğimize.. Şehadet şerbetini baba oğul içelim.. Vatanımız için canımızdan göz kırpmadan geçelim.. Sadece bir dokun, Nene Hatunları, Kara Fatmaları meydanlara dökelim. Cılız ama yürekten bir ses, hatta bir nefes yeter.. Sevri hatırlamamıza.. Ayneyn tepesinin mücahidi olmamıza.. Mekke akşamından Medine sabahına uyanmamıza.. Bir nefes yeter.
"Üzülme, Allah bizimle" "Korkma!"demeye Bir bakış, bir kaş çatış yeter.. 
Sokakları yuva yapmaya Üç gün de sadece bir saat yatmaya Vatan hainlerini tek k…

İlahi Senaryo Mutlu Son'suz

Mutlu Sonları sıkıcı bulurum hep. Ne öyle kavuşuyorlar, düğün dernek filan.. Çok renksiz değil mi sizce de? Son dediğinde gözyaşı olmalı, ağır dram barındırmalı.. Unutulmamalı..

Hayat da öyle bir şey değil midir? Sen dünyaya geldin diye dünyaların kendilerinin olduğu insanlar yok mudur bir yerlerde.. Sen ıngalarken gülen insanlar ne çoktur gerilerde.. Sonra veda zamanı gelir, filmin sonunda hep göz yaşı vardır. Her ölüm erkendir nedense.. Sen giderken gözyaşları bırakırsın ensende.. 

Dünya sahnesinde sergilenen her senaryo klişelerle örülmüş bir kurguya sahiptir. İstisnalar kaideyi bozmaz elbette. Mutlu başlar mutsuz biter. Başrol eninde sonunda sahneyi terk eder. Perde kapanır, oyuncular ya tekbirle ya alkışlarla uğurlanır.. Fakat film burada bitmez aslında. İlahi senaryo mutlu sonsuzdur esasında.. 

İsrafil'in suru ile ikinci seans başlar, herkes koltuklarına koşar. Zira filmin en heyecanlı yerinde ara verilmiştir ve seyirciler heyecan içerisindedir. Kimse bundan sonra ne olacağını …

Bayram Günlüğü

Talebe olarak çıktığım memleketime Muallim olarak döndüm. Benim için değişen  bir şey olmadı aslında. Zira hayat gayesi "pazara kadar değil mezara kadar ilim yolunda.." ilerlemek olan biri için bu yoldaki rolü pek de önemli değil, önemli olan tek şey "yolda olmak"..

Fakat akraba-i talukat bunu böyle anlamamış olsa gerek ki, şahsıma karşı muamelelerinde büyük değişiklikler hissettim. Bu değişiklikler olumlu anlamda elbette. Benim adıma benden daha fazla mutlu olduklarını hissettim mesela. Bu mutluluk, içine hayret duygusunuda harmanlamış, ortada karışık bir hal vuku bulmuş.

Size çok bahsetmedim fakat benim hayat hikayem çoğu insana göre ibretlik bir hikaye. Bir başarı öyküsü.. Yaşadıklarımı yazsam roman olacağı doğru ama kendini övüyor demeyin diye yazmıyorum :)) Özetle "ben sadece öğretmen olmadım, imkansıza kapı araladım" (Allah'ın izniyle) deyim siz gerisini hayal edin :))  Şaka yaptığım doğrudur ama her şakanın içinde bir haklılık payı olduğunu da un…