Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Haziran, 2015 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Kırgın Çiçekler

Son zamanlarda hangi Türk dizisini izlesem ertesi hafta yayından kaldırılıyor. Kendimden şüphelenmeye başladım, acaba çok mu zevksizim diye. Belki de zevksizlik değil de eski moda işlerden hoşlandığım için böyle oluyor. 
 Ayrıca bu reyting aletleri kimin evinde çok merak ediyorum. Nasıl oluyor da saçma sapan diziler reyting rekorları kırıyor? O gereksiz programları kimler izliyor? Sorular sorular..
 Ben hayatın içinden, samimi, duygusu yüksek işleri beğeniyorum. Kuru aşk hikayeleri, entrikası bol zengin mekanların dizileri sarmıyor beni. Bir güzel kız, bir yakışıklı erkek, bir spor araba ve bir de deniz kenarında yalı konsepte eklersen tutmayacak dizi yok. Ama artık sıkılmadınız mı? Ben çok sıkıldım.
Nihayet uzun bir aradan sonra yeniden bir diziyi çok beğendim. Bu satırları yazarken dizinin yayından kaldırılma ihtimalini göze alarak yazıyorum. Dizi bence çok güzeldi. Çünkü gerçekti. Hikaye gerçekti, duygular gerçekti, replikler gerçekti. "Aşk"tan başka dertleri de konu edinen …

Miladi mi Hicri mi?

Miladi takvimin kabulü ile kadınlar şekil-a'daki pozisyona dikey geçiş yapmışken erkekler hicri takvimin etkisinden çıkmayı başaramamıştı. 
Kadın "hayat müşterek kocacım" derken erkek "yemek nerde kaldı ben çok açım" diye homurdanıyordu. Yine kadın, "devir değişti" yalanına kendini kaptırmış giderken erkek, "biz babadan böyle gördük" anlayışı ile ayakta kalmaya direnmeye çalışıyordu.
O kadın ki hicri takvimin hüküm sürdüğü yıllarda kocasına ismi ile hitap etmez "efendi" "bey" "paşa" gibi lakaplarla seslenirdi. Takvim değişti de ne oldu diyeceksiniz. Aslında değişen pek birşey yok. Kadın yine kocasına ismi ile hitap etmiyor fakat yeni lakaplar eskilerinin yerini fazlasıyla dolduruyor hatta yeri geliyor da bardağı bile taşırıyor. Misal, erkeklerin "çiçeğim, gülüm" gibi bitkisel iltifatları karşısında kadınlar da erkeklere bitkisel lakaplarla karşılık veriyor asla altta kalmıyorlar. "Odun, kalas,kerest…

Deist Ne Demek?

Yaşar Nuri Öztürk bir programda Deizm'i öyle ballandıra ballandıra anlatmış ki onu dinleyen insanın "ben çok değiştim artık deistim" diyesi geliyormuş. 

Güya Atatürk de aslında deistmiş. Malum bu ülkede bir fikir ortaya atıyorsan onu ya dinle ya da Atatürk'le desteklemen gerekir. Aksi durumda kimse seni takmaz. Ne dediğine de bakmaz.

Deizm, Ateizm'e giden yolun ilk adımıdır. Esasında Deizm, Ateizm'in süslü halidir. Hani insanın içinde bir inanma isteği, fıtratı, ihtiyacı- artık ne dersen- var ya (gerci Ateistler bunu kabul etmez) işte deistler bu ihtiyaca binaen bir formül geliştirmişlerdir. Onlara göre bir "Yaratıcı" vardır ama onun işi sadece yaratmaktır. Bir kerede bütün kainatı yaratmış sonra köşesine çekilip "ne haliniz varsa görün" demiştir. "Bu saatten sonra ben artık hiç bir şeye elimi sürmem" diye de eklemiştir. (tabiri caizse)

Bu formül sayesinde hem Yaratıcıya inanıp hem de hayatını istediğin gibi yaşayabilirsin. Günah, s…

Elin Oğlu Ramazan Özel

Elin oğlu Ramazan özel bölümü güzeldi, öğreticiydi, ders vericiydi. 
Müslüman olmamalarına rağmen oruç tutanlara gösterdikleri saygı takdire şayandı. Bugün kimliğinde islam yazan çokça müslümanın yapamadığı birseyi yapıyorlarmış helal olsun. 
Yemeğin kokusu komşulara gitmesin diye iftara kadar yemek pişirmemek ayrı nezaket bir ay boyunca oruç tutmak ayrı cesaret hanımın tutmadığı oruçları onun yerine tutmak ayrı letafet..
Bu halleri ile taze somun iseler bir de müslüman olmuş olsalar tam bir Ramazan pidesi olurlardı herhalde.
Ramazan'ın ne demek olduğunu çok iyi anlamışlar çok da iyi anlattılar. Belki bize sorsalar onlar gibi anlatamazdık.
Otobüste simit dağıtan amca mevzusu ve Nihat Hatipoğlu'na sorulan soru ile alınan cevap ise bizi çok iyi anlatan iki kıssaydı. İşte bu dedim. Biz buyuz.. 
Vakti olan varsa bir ara,  bu aksam yayınlanan bölümü izlesin. Zira bize bizi anlatan bir Program olmuş. Güzel olmuş.

Oruç Tutmayanı Dövmek

Her Ramazan olduğu gibi bu Ramazan da "oruç tutmayanı dövdüler" haberi yapıldı. Yine her Ramazan olduğu gibi bu Ramazan da haberin geçtiği mekan Erzurum oldu. Twitter'da Erzurum'a saydıranların haddi hesabı yok. Bilip bilmeden memleketime laf söylenmesi doğrusu milliyetçi damarlarıma şırınga etkisi yaptı.

Erzurum kalesi mülk-i İslam'ın, Mevlaya emanet olsun Erzurum der Alvarlı Efe Hazretleri. Evet Erzurum dini hassasiyetleri yüksek olan bir şehirdir. Erzurumda din ile gelenek içiçe geçmiş haldedir. Hele de Ramazan Erzurumlular için bambaşka anlamlar ifade eder. Ramazanda Erzurum'da bütün yemek satan mekanlar iftar saatine kadar kapalıdır. Kimse (hastalık gibi meşru sebeblerden dolayı bile olsa) sokakta bir seyler yiyip içmez. Bu durum dinden ziyade gelenekle alakalı bir durumdur. Her evde 1001 hatim okunur. Vakit namazlarını bile kılmayan insanlar teravihleri kaçırmamaya çalışır. Herkes her akşam iftar sofrasında misafir görmek ister. Özel davetler yapılır. Bu…

Bir Silgim Olsa- Mim

Sihirli bir silgim olsa hayatımdan neleri silerdim. Bu yazı Şemspare'nin başlattığı mim'e teşrifimdir.

Bir silgim olsa..

Öncelikle, ömrümden değil belki ama yaşımdan bir kaç seneyi silerdim. Yaşamış olayım ama yaşamamış gibi görünsün. :-)

Sonra, hayatıma giren gereksiz şahsiyetleri silmek isterdim. Hem hayatımdan hem de zihnimden. Hani şu kore dizilerinde istemedikleri kişileri ve yaşantıları hatırlamama mevzusu var ya onun gibi bir şey olsa hiç fena olmazdı.

Daha sonra evdeki halıları camları filan silerdim herhalde.. Bir Türk Kızı'ndan beklendiği üzere :-)
Eee etrafı da temizlediğimize göre hayatımızı temizlemeye kaldığımız yerden devam edelim. 
Şöyle bi baktım da baya temiz bir hayatım varmış, temizleyecek bir şey bulamıyorum :) (fazla mı enaniyet koktu ne) 


Neyse tamam, tamam, hadi itiraf ediyorum. Şu sol tarafta duran habire içi dolan günah defterimi silsem iyi olurdu. Hani çocukluğumuzda kalbinden daha temiz sayfalar ayırırdık ya sevdiklerimize.. Kiramen Katibi'm de ban…

İLAHİYAT OKUMAK İSTEYENLERE TAVSİYELER

Malum bu hafta Lys sınavı var. Ardından üniversite tercihleri başlayacak. Adaylar heyecanlı, ne okumak istediğine yıllar önce karar verenlerin yanında hala kararsız olanlar var. 

Olur da kazara aklından "İlahiyat okusam mı acaba" diye geçiren birileri çıkar. İşte bu birileri için İlahiyat okumuş ablaları olarak acı gerçeklerden bahsedeceğim. Kararlarını bu gerçekler üzerinden yapmaları daha sağlıklı olur diye düşünüyorum. 

En başta şunu söyleyeyim ki kimse benim kadar bu bölümü okumak istememiştir ve bundan sonra da istemeyecektir diye düşünüyorum. O yüzden söyleyeceklerime iyi kulak verin bence.

İlahiyat fakültesi bir çok üniversitede 5 senelik bir eğitim dönemini kapsıyor. (istisnalar var tabi) İlk sene hazırlık adı altında Arapça eğitim veriliyor. Bir de şanslıysanız Arap bir hocanız oluyor. Okulun en eğlenceli ve en rahat geçilen dönemi de bu dönem oluyor. En iyi arkadaşlıklar da bu dönemde kuruluyor.

Eğer ilahiyat okumayı göze alıyorsanız haftada 5 gün, cuma saati sohbet pr…

Seçimi "Asabiyet" Kazandı

Bitirme ödevimin konusu Asabiyet'ti. Ülkeme bakınca ne kadar doğru bir konuda ödev hazırladığımı daha iyi anlıyorum.

Asabiyet, haksız da olsa sırf senden olduğu için sırf aranızda bir mensubiYet bağı olduğu için kavmine arka çıkmandir. Asabiyet fanatizmdir. Asabiyet tarafgirliktir.

Dün Türkiye seçimini asabiyetten yana kullandı. Bu ülkede yine kimlik siyaseti yapıldı ve ne yazık ki bu siyaset başarılı oldu. 

Peygamberimiz (sav) en büyük savaşını kavmiyetçilikle yapmıştı. Ensar ve muhaciri kardes yapan oydu. Köle ile efendiyi aynı safta tutan oydu. En büyük kardeşliğin iman kardeşliği olduğunu bize öğreten oydu. 

Ne yazık ki insanoğlu sırf tanışıp kaynaşsın diye yaratılan farklılıklarını tartışıp ortalık karışsın diye kullanmakta pek mahir. 

Bu ülkede yine asabiyet kazandı. Bu ülkede ben Türküm diyenler ben Kürdüm diyenler kazandı. 

Umarım bu millet "asabiyet taassubu"ndan tez tamamda kurtulur. Yeniden iman kardeşliği kurulur. 

Facebook "oy veriyorum" Uygulaması

Facebook "oy veriyorum" diye bir uygulama başlatmış. Neden böyle birşey yaptığına ben anlam veremesem de an itibariyle bir milyona yakın kişi buna anlam vermiş gibi görünüyor. Herkes oy kullandığını Face'den ilan ediyor. Çoğu da hangi partiye oy verdiğini beraberinde açıklıyor. 
Türk Demokrasi tarihinde oy verme serüveni 3 döneme ayrılıyor:
Açık oy gizli sayım: Chp dönemi
Gizli oy açık sayım: Demokrat parti dönemi
Sosyal oy Face de sayım: Yeni Türkiye dönemi 

  Bu son dönemde oyunu veren vatandaş cep telefonu ile fotoğrafını çeker ve durum güncellemesinde paylaşır. Ardından facebook'un malum uygulaması ile "oy veriyorum" diyerek sosyal mührünü basar ve arkadaşları ile paylaşır. İsterse gönül rahatlığı ile herkese açık seçeneğini kullanabilir. Bu durumda da oyu geçerli sayılacaktır.

İşlem tamamlandı. Üçüncü demokrasi döneminin demokrasi şöleni vatana millete hayırlı uğurlu olsun.