Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Nisan, 2017 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Sevmek Günah mı?

Eğer din adına bir şeyler yapmaya çalışan, kenarından köşesinden din işlerine karışan biri iseniz mutlaka ve mutlaka bu soru ile karşılaşacaksınız. 

-SEVMEK GÜNAH MI?
-Sevmek değil sevgili olmak günah. -Ne farkı var ki? Uzaktan mı seveceğiz yani? -Sevgili olmadıktan sonra sevmenin ne manası var ki? -Öyle iş mi olur, çok saçma...
"Sevmek günah mı?" diye soran kişi yüzde doksan dokuz nokta dokuz "bir kadın-erkek" ilişkisinden bahsetmektedir. Yoksa; taşı, kuşu, ağacı, böceği, çoluğu çocuğu, inci boncuğu sevmenin günah olmadığını herkes pek tabi bilmektedir. Hem, bu kadın ve erkeğin, karı koca, baba kız, ana evlat, kardeş bacı yani "yabancı" olmadığının da farkındadır ol kişi. Onun derdi sevmekle değildir, sevgililikledir. Sıkıntı sevmekte değildir. Sevmenin gereklerini yerine getirmektedir. Hiç bir şey yapamadıktan sonra sevmenin ne anlamı vardır? 
İslam dini sevgi dinidir. Sevmek haram değil aksine farzdır, farz. Sevmemektir günah olan. Sevgini vermemektir kimsele…

Sevgi Neydi?

Malumunuz aşk meşk işleri ile ilgili bir yazı dizisi başlatacağımı bundan bir evvel ki postumda ilan-ı ayan etmiştim. Sevda ile ilgili çokça soru ve sorun olduğunu bildirmiştim. Her bir yazımda konuyu farklı bir yönden ele almaya çalışacağım demiştim. Dilerseniz önce derdimizin ne olduğunu inceleyelim sonra nedenine nasılına geçeriz.

Sevgi neydi?

Dopamin, oksitosin, adrenalin ve vasopressin gibi hormonların salımına sebep olan beyin ve kalbin aynı anda birbirini etkileyerek koordine çalışması sonucu oluşan, mide ve bağırsakların da bu yoğun trafikten spazm yaşayarak payına düşeni aldığı biyolojik bir durummuş sevgi. Eric Fromm'a göre, sanat, Freud'a göre, cinsellik. (gerçi ona göre her şey cinsellik) Mevlana'da Şems, Mecnun'da Leyla, Kerem'de Aslı, belki de bir yok oluş faslı.. Herkes farklı isimle çağırır onu. Kimi aşk der, kimi sevda, kimine göre ana, kimine göre yara. Karadır sevda, kara.

Sevda adına yazılır tüm şiirler. Şarkılar onadır, onadır filmler. Yeri gelir …

AŞK MEŞK İŞLERİ

Mevzu derin..
Bugün sizler için, flört, çıkma, sevgililik, manitacılık, sevdaluk, yarenlik ve daha bir çok isme sahip, genelde karşı cinslerin arasında, nadiren hem cinslerde de vuku bulan, içeriğinde aşk, sevgi, hoşlantı, duygusal bağ, elektrik gibi  bilumum hissiyat barındıran ve yüksek dozda evlilik programlarına maruz kalmamıza sebep olan, dünya tarihinin en eski, belki de en sıkıntılı konusunu ele alacağım.

Türkiye Cumhuriyetinin Anayasalarına göre " Her vatandaşın sevme ve sevilme hakkı vardır. Bu hakka hiç bir durum ve şekilde kısıtlama uygulanamaz, el konulamaz" diye bir madde olsaydı keşke. Bak gör o zaman sandıkları "evet" ile patlatır mıydık patlatmaz mıydık..  Zira Maslow abimizin de ihtiyaçlar hiyerarşisinde değindiği gibi yeme, içme, güvenlik gibi ihtiyaçların hemen üstünde gelen sevme sevilme duygusu Adem'le Havva'dan beri başımızın bir numaralı belası. Ülkenin en bir önemli sorunu.

Sevgi nedir? Neden Sevmeliyiz? Nasıl sevmeliyiz? Ne zaman sevme…

Recep İvedik, Arka Sokaklar, Aleyna Tilki

Recep İvedik rekor kırmış. Bir ayda bilmem kaç milyon kişi izlemiş.. Caner Berke ile evlenmiş, Arka sokaklar dört yüzüncü bölümünü kutlamış, Aleyna Tilki olmuş, Kerimcan ona gülmüş.. Su ne olmuş, inek içmiş, inek ne olmuş, dağa kaçmış, dağ ne olmuş, yanıp bitip kül olmuş.

Sanki başka bir alemdeyim. Etrafımda dönen muhabbetleri anlarsam Arap kızı, anlamazsam olayın Fransızı olmaktan kendimi kurtaramıyorum. Bir bölümünü dahi izlemediğim bir dizi, nasıl on senedir devam ederken, çok beğendiğim diziler ilk haftasında ekranlara veda eder, anlamlandıramıyorum. 

Dinlediğim şarkıları bilen, okuduğum kitapları seven, güldüğüm şeylere gülen, gezdiğim yerlere gelen yok. Başkalaşım yaşıyorum. Bir ben var biliyorum. Bende. Benden ötelerde. Sorun derinlerde bir yerde. Hissediyorum. Genel izleyici kitlesine, ne yapsam giremiyorum. Tedavi olmam şart. Ama, derdimi seviyorum. 

Bu konuda yaptığım bir yorumun altına çok güzel geri dönüşler aldım. Postun çıkış noktası olan cevaplarda, "Ne olur Arka Soka…

Subliminal Mesaj Her Yerde

Malumunuz dün 1 Nisan'dı. 1 Nisan'da "şaka gibi" bir reklam yayınlandı. Malum reklamda subliminal mesajlar verildiği iddia edildi. Reklamdaki sözcükler, görüntüler, efektler vs.. her bir ayrıntı bir gizli mesaja yoruldu. Reklamın hakikaten niyeti bu mudur bilmem ama, ya biz fazla paranoyak olduk ya da artık mesajlar o kadar da subliminal değil..

Açık açık "ben burdayım" diyen mesajlarla haşir neşir olmaktayız. Ve bu mesajlar her yerde. Hatta inanmazsınız rûyalarım dahi subliminal mesajlar içermeye başladı. Sabah uyandığımda gördüğüm rûyayı hayra mı yorsam şerre mi bilemedim. Malum mevzulardan dolayı tutuklu olan bir akrabamın evindeyiz. Ev darmadağın. Evin hanımı evini eski hale getiremeyeceğini düşünüyor ve çok üzgün. Evi dağıtan akraba-i talukat tam takır oradayız. Ben de "üzüldüğün şeye bak el birliği ile evini eski haline getiririz" deyip işe koyuluyorum. Tabi diğerleri de çalışmaya başlıyor ve ev toparlanıyor. Evin hanımının da yüzü gülüyor. R…