Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Mayıs, 2017 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Sevme Ahlakı

İslamiyeti kabul eden insan evladı için hayat sadece yaşanmak için yaşanmaz. Hayatın her safhasında neden sonuç ilişkisi vuku bulur. Hiç bir şey "öylesine" değildir. Her şeyin bir sebebi vardır. Ayrıca bir de kuralı. İslam bir hukuk dini olduğu kadar bir de ahlak dinidir. Kurallar yalnızca ceza ve mükafat ilişkisi üzerine kurulmaz. Zamanla işin içine "karşılıksızlık" ilkesi dahil olur. Yaptıklarının bedeli umurunda olmaz. Yalnızca "iyi" olmak için yaşarsın. İşte tam da bu evrede hukuk, ahlaka evrilir. İslam hukukundan İslam ahlakına göre yaşama evresine geçen kulun makamı yükselir. 

İslam dini hayatın her evresinde bir takım ahlak kuralları öngörür. Ticaret ahlakı, ibadet ahlakı, risalet ahlakı, siyaset ahlakı... Aklına gelip gelebilecek her şeyin bir ahlakı vardır ve olmalıdır. Ben bugün burada sadece sevme ahlakından bahsedeceğim. 

Evet yanlış duymadın. Sevmenin de bir ahlakı vardır. Peki doğru ve ahlaklı sevgi nasıl olmalıdır?

1. Ahlak kurallarının en tem…

İzafiyet Teorisi ve Zamanda Yolculuk Hikayesi

Zamanda yolculuk fikri asırlar boyu insanları heyecanlandırmış, heyecanlandırıyor ve daha da heyecanlandıracak gibi duruyor.

Bu mevzuyu düşününce akla sırasıyla şu sorular geliyor:

1. Böyle bir şey mümkün müdür?
2. Mümkün olsa geleceğe mi yoksa geçmişe mi gidilebilecektir?
3. Her ikisine gitme şansı olsa hangisi tercih edilir?
4. Geçmişe gidilse kader değiştirilebilir mi, tarih yeniden yazılabilir mi?
5. Geleceğe gidilebilse olacaklar için önceden önlem alınabilir mi?

Ve daha bir sürü şey. Beyin yakan bu soruların cevabı elzem elbette ama asıl soru yolculuğun nasıl mümkün olacağı. Durum hakkında biraz kafa yorunca şöyle bir kanaat hasıl oldu bende. Sen buna varsayım de, teori de saçmalık de, ne dersen de :)

Bence Einstein abimiz, İzafiyet teorisi ile tarihe imzasını büyük harflerle atıp gitmiş bir şahsiyet. Ben de onun teorisinden yola çıkarak bir kanıya varıyorum. Zaman dediğimiz şey aslında sadece bir "an". Dün, bugün ve yarın tamamen yalan. Geçmiş, şimdi ve gelecek bu anın içinde…

Uçağı Kaçırdım

Çok değil bundan bir sene önceye kadar uçağı sadece havada gören, rûyalarında dahi ona bindiği için korkudan ölen bir insan evladıydım. Ne ara uçaktan başka ulaşım aracı tercih etmeyecek kadar zengin ve uçak kaçıracak kadar havalı oldum bilmiyorum. :))

Bugün anlatacaklarım trajikomik diye adlandırılan türden..

Haftanın beş günü aralıksız çalışan biri olmam ve bu yıl resmi tatillerin Cumartesi-Pazar'a denk gelmesi hasebiyle memleketine özlemi zirvede yaşamaktaydım. Bir yolunu bulup Erzurum'a gitmeliydim. Bir umut bir şeyler bulurum diye takvimleri karıştırmaya başladım. Bir de ne göreyim, 1 Mayıs İşçi Bayramı.. Üstelik Pazartesi. Sanki İşçi bayramı değil de Ramazan Bayramı, Kurban Bayramı. O kadar sevindim. 

Sonraki hedefim uçak bileti bakmak oldu. Cumadan gider Cumartesi, Pazar kalır Pazartesi dönebilirdim. Azdı ama olsundu, yeterdi, buna da şükürdü. Elim değmişken gidişle beraber dönüş biletini de aldım. Sıra gün saymaya geldi. Yatcaz kalkcaz, yatcaz kalkcaz, yatcaz kalkcaz hoop…