İlahi Senaryo Mutlu Son'suz


Mutlu Sonları sıkıcı bulurum hep. Ne öyle kavuşuyorlar, düğün dernek filan.. Çok renksiz değil mi sizce de? Son dediğinde gözyaşı olmalı, ağır dram barındırmalı.. Unutulmamalı..

Hayat da öyle bir şey değil midir? Sen dünyaya geldin diye dünyaların kendilerinin olduğu insanlar yok mudur bir yerlerde.. Sen ıngalarken gülen insanlar ne çoktur gerilerde.. Sonra veda zamanı gelir, filmin sonunda hep göz yaşı vardır. Her ölüm erkendir nedense.. Sen giderken gözyaşları bırakırsın ensende.. 

Dünya sahnesinde sergilenen her senaryo klişelerle örülmüş bir kurguya sahiptir. İstisnalar kaideyi bozmaz elbette. Mutlu başlar mutsuz biter. Başrol eninde sonunda sahneyi terk eder. Perde kapanır, oyuncular ya tekbirle ya alkışlarla uğurlanır.. Fakat film burada bitmez aslında. İlahi senaryo mutlu sonsuzdur esasında.. 

İsrafil'in suru ile ikinci seans başlar, herkes koltuklarına koşar. Zira filmin en heyecanlı yerinde ara verilmiştir ve seyirciler heyecan içerisindedir. Kimse bundan sonra ne olacağını bilmemektedir. Heyecan, korku, gerilim.. Duygular dilim dilim.. Bu film acayip bir film..

Yazımın başında mutlu sonları sıkıcı bulduğumu zikretmiştim, bunca zaman mutsuz son sevdiğimi zannedirdim. Adana'da acı ama mutluluk veriyor derdim. Meğer özlemim, mutlu sonsuzluğaymış bilemedim.. Bittikten sonra ne Adana ne Urfa ne de fıstıklı baklava, kesmez beni bundan sonra.. Düşünsene bi, "bitmeyen çikolata".. Allah'ım sana geliyorum :))

Filmi Mutlu Sonsuz olanlardan olmak ümidiyle..

  

Yorumlar