Ana içeriğe atla

Hekim - The Physician - Medico


İbn Sina üzerinden kurgulanan bir film.
Baş roldeki arkadaş bir İngiliz. İbn Sina'nın öğrencisi olmak için az gidip uz giden çöller vadiler aşan bir yiğit o !!!
O dönemlerde ilmi faaliyetler için yapılan uzun yolculukların Müslümanlara özgü olduğunu zannediyordum. Ama "kahramanımız" da en az bir Müslüman kadar ilim aşkı ile yanıp tutuşuyor. Sonunda İbni Sina'sına da kavuşuyor. Belki inanmazsınız ne yapıp edip İbni Sina'nın yeteneklerini de aşıyor. Hatta ve hatta İbni Sina, ondan bir şeyler öğrenmeye başlıyor. Sonunda kendisi intihar ederken kitabını ona emanet ederek yanlış yerleri düzeltmesini istiyor !!!
Yok artık ya !!! (Bu ego denilen şey batılıların genlerinde var)

Film de Yahudi, Hristiyan, Zerdüşt, Şii ve Sünni Müslümanları temsil eden insancıklar vardı. Sünnileri temsilen Selçuklular Şiileri temsilen İran Şahı ve İranlılar vardı. Aslında İran Şahı'nın sadece adı Müslümandı. Her türlü ahlaksızlığa müsaade eden bir adamdı. İşte bu yüzden ilmi faaliyetlere de müsaade ediliyordu.İsfahan'daki Medrese bu sebeple ayakta durabiliyordu. İş İmamlara, Hahamlara, Papazlara kalsaydı ne ilim kalırdı ne de bilim !!! Nitekim öyle de oldu. Mollalar Selçukluyu kafalayıp İsfehandaki medreseyi yıktırdı. Hani şu dünyadaki ilk üniversite sayılan Nizamiye Medreselerini kuran Selçuklular !!!

Batı kafası ile çekilen bir filmde başka ne olabilirdi ki?
Onlara göre bütün dinler ilmin ve bilimin önünde bir engel.
Keşke İslam toplumunun o zamanlar bu kadar ilerleyebilmesinin en büyük sebebinin İslam'ı doğru anlamak ve yaşamak olduğunu idrak edebilselerdi. Keşke bugün Batının ilerlemesindeki en büyük etkenin de (farkında olmasalar da) İslamî bir ilim ahlakına sahip olmalarından kaynaklandığını fark etselerdi. Tamam, onlardan İslam'ı övecek hareketler beklemem benim ahmaklığım. Ama ne bileyim belki dedim bir ihtimal...
İbni Sina'ya gelince; o tam bir bilim adamıydı. Çağdaş bir aydın gibiydi. Dininin ne olduğunu filmden çıkarmak imkansız. "Madem Müslüman olması büyük sıkıntı hiç dininden söz etmeyiz olur biter" kafasında bir faaliyetin ürünü gibiydi.

Filmde bir sahne vardı ki bende acayip bir tat bıraktı. Ekşi miydi tatlı mı bilemedim. Üzülmeli miydim sevinmeli mi bilemedim. Bizim İngiliz " ben Hekim olacağım" diyordu. Hekim, Hekim... Bugün biz " Doktor" olmak isterken o gün Batılı'nın hayali "Hekim" olmaktı.

Şimdi bu filme kızmaya hakkım var mı bilmiyorum.. Ne hakla kızabilirim ki? Çok biliyorduk madem elin Batılısı İbni Sina'dan bahseden bir film yaparken biz ne yapıyorduk. Muhtemelen"Aktör ya da Senarist" olmak istiyorduk.
Biz neden bir şeylerin adını koyamıyoruz. Biz neden bir zamanlar kaynak iken şimdi bardak bile olamıyoruz. 
Din adına üzgünüm, Fen adına üzgünüm, Sanat adına üzgünüm, Teknoloji adına üzgünüm.
Üretmediğimiz için üzgünüm. Öğrenmediğimiz, öğretmediğimiz için üzgünüm.



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İLAHİYAT OKUMAK İSTEYENLERE TAVSİYELER

Malum bu hafta Lys sınavı var. Ardından üniversite tercihleri başlayacak. Adaylar heyecanlı, ne okumak istediğine yıllar önce karar verenlerin yanında hala kararsız olanlar var. 

Olur da kazara aklından "İlahiyat okusam mı acaba" diye geçiren birileri çıkar. İşte bu birileri için İlahiyat okumuş ablaları olarak acı gerçeklerden bahsedeceğim. Kararlarını bu gerçekler üzerinden yapmaları daha sağlıklı olur diye düşünüyorum. 

En başta şunu söyleyeyim ki kimse benim kadar bu bölümü okumak istememiştir ve bundan sonra da istemeyecektir diye düşünüyorum. O yüzden söyleyeceklerime iyi kulak verin bence.

İlahiyat fakültesi bir çok üniversitede 5 senelik bir eğitim dönemini kapsıyor. (istisnalar var tabi) İlk sene hazırlık adı altında Arapça eğitim veriliyor. Bir de şanslıysanız Arap bir hocanız oluyor. Okulun en eğlenceli ve en rahat geçilen dönemi de bu dönem oluyor. En iyi arkadaşlıklar da bu dönemde kuruluyor.

Eğer ilahiyat okumayı göze alıyorsanız haftada 5 gün, cuma saati sohbet pr…

Koreliler Müslüman Olmak İsterse Ne olur?

Koreseverler iyi bilir ki Korelilerin çok büyük bir kısmı Ateisttir. Bunun yanında Hristiyan, Budist çok az da Müslüman olan vardır. Peki sizce Kore kültürü en çok hangi dini kabullenmeye yatkın. Yani bir din seçecek olsalardı onlara en uygun din hangisi olurdu?

Bir Müslüman Teolog adayı olmam sebebiyle bütün insanların fıtratı gereği Müslüman olmaya daha yatkın olduğunu düşünüyorum. Bu nedenle yazımda çok objektif olabileceğimi zannetmiyorum. Ama elimden geleni yapacağım.
Kore kültürüne baktığımızda "aile"ye verilen değeri görmek mümkün. Aile bağları çok kuvvetli.
Geleneklerinde büyüklere saygı ön planda. Dürüstlüğe, çalışmaya (yani helal para kazanmaya) önem veriyorlar. Evlerine asla ayakkabı ile girmiyorlar. Sabahları erken kalkmayı tercih ediyorlar. Daha güneş doğmadan uyandıklarını görmek mümkün. (sabah namazı vaktine denk geliyor )
Evlenirken ailelerinden izin alıyorlar. Evlilik dışı ilişkiyi hoş karşılamıyorlar.
Bunun yanında alkol tüketimi çok fazla. Domuz eti ve bilumum …

İlahiyat'çı Kızların Profil Fotoğrafları

İlahiyatçı Hanımların profil fotoğrafları 5 türdür:
Bekar ve Gelenekçiler: 
Profillerini çoğunlukla çiçek böcek fotoğrafları süsler. Bazen "و " harfi kullanırlar. Son trendleri ise "hiç" yazısıdır.



Bekar ve Modernistler: 
Profillerinde çoğunlukla arkası dönük fotoğrafları vardır. Bazen yüzlerini de görmek mümkündür, onda da çook uzaklara dalıp gitmişlerdir.


Nişanlı ve Gelenekçiler: 
Profil fotoğraflarında iki el görmek olasıdır. Eller bahane alyansı göstermek şahanedir.

Nişanlı ve Modernistler:
Profil fotoğraflarında genellikle müstakbel eş adayları ile beraber çekindikleri bir fotoğraf vardır.


Evliler:
Evli bayanların profili standarttır. İlahiyatçısı da doktoru da öğretmeni de ev hanımı da profilini çocuklarının fotoğrafları ile süslerler.

 :))