Ana içeriğe atla

Remember - Hatırlamak

Unutamama Hastalığı 


Yıllar önce bu konuyla ilgili bir makale okumuştum. O zamanlar internetin icadından bile haberdar değildim. Bu sebepledir ki yazma eylemimde kağıt ve kalem kullanıyordum. Okuduğum ve hoşuma giden yazıları topladığım bir defterim vardı. Hala saklarım. İşte o evvel zaman içinde kalbur saman içinde unutamama hastalığı diye bir hastalık olduğunu öğrenmiştim. Çok şükür böyle bir hastalığım yok. Bu nedenle hastalığın bilimsel adını şimdi unuttum :) Zaten an itibari ile adından ziyade hastalığın kendisi mevzu bahis.

Bu hastalığa yakalanan insanlar, yaşadıkları hiçbir şeyi unutmuyorlar. İsteseler de unutamıyorlar. Başta kulağa hoş geliyor. "Düşünsene" diyorsun içinden "ders çalışmak gibi bir derdim olmazdı, öğrendiklerimi asla unutmazdım".. Ama mesele bu kadar basit değil ne yazık ki.. Bir de şöyle düşün, hayatında asla hatırlamak istemeyeceğin şeyler yaşabilirsin, o an hiç yaşanmamış olsun istersin. Herkes unutsun, hafızalardan silinsin. Ama ne mümkün başını yastığa koyduğunda gözünün önüne geliyor, asla unutamıyorsun. Çok korkunç olmaz mıydı? 

Unutmak kadar büyük bir nimet yok aslında. Sevdiğimiz birini kaybettiğimizi varsayalım. Her an her dakika o anı hatırladığımızı düşünelim. Hayat yaşanmaz bir hal almaz mıydı? 
Unutmak büyük nimet..

Okuduğum makalede bu hastalığa yakalanan birinden bahsediyordu. Bu adam anılarını kağıtlara yazıp sonra o kağıtları yakmayı denemiş, kağıtlar yanınca hatıralarının da onlarla beraber yanıp yok olacağını düşünüyormuş. Ama nafile. Havada uçuşan küllerin içinde harfler de uçuşuyormuş. Hiç bir şeyi silemiyormuş. Buna benzer bir çok yöntem denemesine rağmen denemeleri sürekli hüsranla son bulmuş.

Güney Kore'de şu sıralar bu konu üzerine kurulan yeni bir dizi başladı. Dizinin henüz bir kaç bölümü yayınlandı. İlk bölümünü izlerken yıllar önce okuduğum bu metin aklıma geldi. Burdan yola çıkarak şöyle bir sonuca vardım. Zannımca biz de unutmuyoruz sadece hatırlamamız için onlardan daha kuvvetli uyaranlara ihtiyaç duyuyoruz. Bu dizi ile beyindeki nöronlarım uyarıldı ve fil tarihinden kalma bir makaleyi hatırladım. 

Başta "unutmak büyük nimet" dedimdi de yazımın sonuna doğru kendi fikrimi çürütüp "hatırlayamamak büyük nimet" diyorum. Allah hatırlamak istemediklerinizi hatırlatmasın inşallah..

Merak edenler için dizinin adı: Remember (Hatırlamak)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İLAHİYAT OKUMAK İSTEYENLERE TAVSİYELER

Malum bu hafta Lys sınavı var. Ardından üniversite tercihleri başlayacak. Adaylar heyecanlı, ne okumak istediğine yıllar önce karar verenlerin yanında hala kararsız olanlar var. 

Olur da kazara aklından "İlahiyat okusam mı acaba" diye geçiren birileri çıkar. İşte bu birileri için İlahiyat okumuş ablaları olarak acı gerçeklerden bahsedeceğim. Kararlarını bu gerçekler üzerinden yapmaları daha sağlıklı olur diye düşünüyorum. 

En başta şunu söyleyeyim ki kimse benim kadar bu bölümü okumak istememiştir ve bundan sonra da istemeyecektir diye düşünüyorum. O yüzden söyleyeceklerime iyi kulak verin bence.

İlahiyat fakültesi bir çok üniversitede 5 senelik bir eğitim dönemini kapsıyor. (istisnalar var tabi) İlk sene hazırlık adı altında Arapça eğitim veriliyor. Bir de şanslıysanız Arap bir hocanız oluyor. Okulun en eğlenceli ve en rahat geçilen dönemi de bu dönem oluyor. En iyi arkadaşlıklar da bu dönemde kuruluyor.

Eğer ilahiyat okumayı göze alıyorsanız haftada 5 gün, cuma saati sohbet pr…

Koreliler Müslüman Olmak İsterse Ne olur?

Koreseverler iyi bilir ki Korelilerin çok büyük bir kısmı Ateisttir. Bunun yanında Hristiyan, Budist çok az da Müslüman olan vardır. Peki sizce Kore kültürü en çok hangi dini kabullenmeye yatkın. Yani bir din seçecek olsalardı onlara en uygun din hangisi olurdu?

Bir Müslüman Teolog adayı olmam sebebiyle bütün insanların fıtratı gereği Müslüman olmaya daha yatkın olduğunu düşünüyorum. Bu nedenle yazımda çok objektif olabileceğimi zannetmiyorum. Ama elimden geleni yapacağım.
Kore kültürüne baktığımızda "aile"ye verilen değeri görmek mümkün. Aile bağları çok kuvvetli.
Geleneklerinde büyüklere saygı ön planda. Dürüstlüğe, çalışmaya (yani helal para kazanmaya) önem veriyorlar. Evlerine asla ayakkabı ile girmiyorlar. Sabahları erken kalkmayı tercih ediyorlar. Daha güneş doğmadan uyandıklarını görmek mümkün. (sabah namazı vaktine denk geliyor )
Evlenirken ailelerinden izin alıyorlar. Evlilik dışı ilişkiyi hoş karşılamıyorlar.
Bunun yanında alkol tüketimi çok fazla. Domuz eti ve bilumum …

İlahiyat'çı Kızların Profil Fotoğrafları

İlahiyatçı Hanımların profil fotoğrafları 5 türdür:
Bekar ve Gelenekçiler: 
Profillerini çoğunlukla çiçek böcek fotoğrafları süsler. Bazen "و " harfi kullanırlar. Son trendleri ise "hiç" yazısıdır.



Bekar ve Modernistler: 
Profillerinde çoğunlukla arkası dönük fotoğrafları vardır. Bazen yüzlerini de görmek mümkündür, onda da çook uzaklara dalıp gitmişlerdir.


Nişanlı ve Gelenekçiler: 
Profil fotoğraflarında iki el görmek olasıdır. Eller bahane alyansı göstermek şahanedir.

Nişanlı ve Modernistler:
Profil fotoğraflarında genellikle müstakbel eş adayları ile beraber çekindikleri bir fotoğraf vardır.


Evliler:
Evli bayanların profili standarttır. İlahiyatçısı da doktoru da öğretmeni de ev hanımı da profilini çocuklarının fotoğrafları ile süslerler.

 :))