Gez Dünyayı Gör Bursa'yı

Tarihe not.. (Son 4 gün)
2015 de Bursa'ya gidip  2016'da İstanbul'a döndüm. 
Gezi üç gün sürse de koskoca bir yıl geçti aradan :)) bu da acayip bir duyguymuş ha..
Yolculuğu deniz otobüsü ile yapmayı planlıyordum. Ama hayat planladıkların değil başına gelenlerdir bilirsiniz. Seferler iptal oldu mesajını alınca büyük bir hüsran yaşasam da şoku kısa sürede atlattım. Aldığım kararlardan kolay vazgeçen biri olmadım olamıyorum. Deniz otobüsü olmazsa kara olur dedim ve yarım saat içinde kendimi otogarda buldum. Ama ağır hava şartları nedeniyle 3 saatlik yolculuk 6 saatte tamamlandı. Geç olsun güç olmasın, morali bozmadım. Yolda bol bol kitap okudum. Hatta bir kitap bitirip diğerine başladım desem abartmış olmam.. İkinci kitabın en heyecanlı yerinde Bursa'ya ulaştık.
Karnımı doyurup ısındıktan sonra sohbet muhabbet ardından yatıp uyuduk. Ertesi gün kendimizi Cumalıkızık'ta bulduk.. Nam-ı değer "Kınalı Kar"..
Zamanında hiç kaçırmadan izlediğim dizilerden biriydi. Ali Örtmen ve Nazar'ın aşkını Cabbar Ağa'yı Fadik'i ve Demir'i unutmak ne mümkün. Yine bir masalın içinde gibiydim. Son zamanlarda masaldan masala sürüklenmekteyim. Bundan da hiç şikayetçi değilim doğrusu..
Köyü biraz gezip fotoğraf çekindikten sonra sıra yemeğe geldi. Hanım Ağa'nın konağında yemekleri yedik. Çayları içerideki odada soba başında yudumladık. Dışarda kar yağıyor. Ortam restoranttan öte baba ocağı sıcaklığında.. Duygular tavan yapmakta..
Artık şehre geri dönme zamanı.. Akşam yeniden sohbet muhabbet..
Uyku sevmem herkes bilir bunu.. Beş saat uyku fazla bana.. Aksi için ne kadar çabalasam da yine ev sahiplerinden erken uyandım. Kuzenlerin en güzeli de uyanmış. Öğretmen damarım alttan alta dürtüyor beni. "Bugün kimseye bir şey öğretmedin" diyor "nasıl başını yastığa rahat koyacaksın?" Haritayı aldım elime bildiğim ne varsa anlatıyorum kuzenime.. "Başbakan Ankara'da yaşar" diyorum. "Çünkü Ankara Türkiye'nin başkentidir." "Ama Türkiye'nin en büyük ve en güzel şehri ise İstanbuldur." diye de ekliyorum. Erzurum daha büyük diyor. Gerçekten de harita öyle gösteriyor. Erzurum değil belki ama Erzurumlular'ın gönlü en büyük diyorum.. Kendime de bu dersten bir pay biçmeyi unutmuyorum.. :)
Nihayet konuşmalarımız ev sahiplerini uyandırdı. Yeni bir güne başlıyoruz. Kahvaltının ardından yine dışarıdayız. Hava soğuk ama bize ne? Dün yemek yedik, bugün de tatlı istiyoruz. Yedik içtik gezdik tozduk.. Şimdi otobüse binip eve dönebiliriz. Kapasitesinin üstünde yolcu taşımada guinnes'e girmeyi hak eden ülkeler sıralamasında Çin'in ardından biz geliyoruzdur herhalde.. Yine bir rekor denemesinin tam ortasındayım. Ama bu sefer gerçekten tam ortasındayım. Üç tarafı erkeklerle çevrilmiş yarımada gibiyim.. Bir tarafımı çantamla diğer tarafı kolumla tampon bölgeye çevirdim. Hala işgale açık bölgeler var.. Şükür hepimiz din kardeşiyiz :)) Nihayet yoculuk bitti. Evdeyiz..Uzun zamandır ev yemeklerine hasretim. Çorba içmeyi özlemişim.. Üstelik yanında kurban bayramından kalma et bile var.. Daha ne isterim.. :))
Yemekten sonra eskilerden bahsediyoruz. Yıllar çabuk geçmiş, yaşlanıyoruz.. Sabah dönüyorum. Bekle beni İstanbul geliyorum.

Bu sefer deniz otobüsünü kullanacağım. Yol iki buçuk saat sürecek. Giderken, kızı ilk kez gören çocuk, dönüşte onun koluna girecek kadar samimi oldu ama romanın yine en heyecanlı yerinde yolculuk son buldu. 
Sonunda evdeyim, yapacak bir şeyler arıyorum.
Yılbaşından kalma programların tekrarlarını izleme kararı aldım.. Sonra bir kaç satır birşey yazar, Ömer'le Macide'nin aşkına şahit olurum. Herhalde yine en heyecanlı yerinde uyurum..
Son dört günün özeti böyle.. Yarın ola hayr ola.. Bu yazı da burada son bula..

Yorumlar

Yorum Gönder