Sarayın Kutsalları

Tatil dönüşü uçakta Talha Uğurluel'e rastladım. Kendilerini TGRT zamanlarında Osman Ünlü'nün programındaki köşesinden beri takip ederim. Anlatımı ve tarihçi kişiliğinden çok etkilenirim. Çoğu kez "eğer böyle bir tarih hocam olacağını bilseydim tarih bölümünü okurdum" demişliğim vardır. Tarihe ilgim oldum olası yüksek dozdadır amma ve lakin bir de böyle sade yalın ve sürükleyici tarzda bir tarih öğretimi ben de doz aşımı isteği uyandırmakta..

Evet Talha Uğurluel'in sıkı takipçisiyim. Bu takibim Twitter, Instagram ve yer aldığı televizyon programlarıyla sınırlıydı. Ta ki, kendileriyle karşılaştığım gün "neden elimde onun kitaplarından biri yok ki" diye içten içe hayıflananana kadar. Öyle boş kağıda imza da istenmez ki adam "popçu" değil sonuçta. Ferman verdim;  "tez vakitte bir Talha Uğurluel kitabı alına ve okuna!!!"

Önceki yazılarımda bahsetmiştim, okulda öğretmenler arasında bir kitap okuma etkinliği başlattık. Bu etkinlikte dördüncü olmama rağmen bana da hediye kitap alacaklarını söylediler. "Hangi kitabı alalım istersin" dediler. Arkadaş sağ olsun "Talha Uğurluel'in kitapları güzel oluyor onlardan birini iste" dedi. Doğrusu o an aklımdan üst pragrafta beyan ettiğim isteğim uçup gitmişti. Zilin sesini duyan emelim, yeniden yuvasına geri döndü.

Ve nihayet bugün kitabımı aldım elime. Başladım okumaya.. Bir kere, çok sürükleyici bir kitap ve fakat hayatımda ilk defa bir kitap için "neden bu kadar sürükleyici" diye üzülmekteyim. Bitmesin istiyorum. Yeniden ve yeniden okumak istiyorum. "Bir tek taş hikayesi"ne hayran kaldım. Bir tek taş ve gözbebeğimden süzülen bir tek yaş..

Topkapı sarayına iki kez gittim, kutsal emanetleri de ziyaret ettim hamdolsun. Ama bu kitabı okuduktan sonra oraya tekrar gitmem gerektiğini düşünüyorum. Bu kez çok daha farklı hislerle..

Yorumlar