Ana içeriğe atla

Burası Gezi Parkı


  Bu ne nefret bu ne kin? Biraz sakin.. Biraz sakin.. 

 Yine İstanbul'lu oldum. Gelirken yanımda kardeşimi de getirdim. Bayramın ilk gününü ailemin yanında, geriye kalan son üç gününü de kardeşimle birlikte İstanbul'da geçirdim. An itibariyle onu memlekete postaladım :) ve ardından Mustafa Ceceli'nin "17 milyon olsun şehir boş ver, sen kaç metre kare yalnızlıktasın'ını" dinlemeye başladım. Yine yalnızım dostlarım yalnızım yalnız. Bir dakika sizi bekleteceğim. Şu "küçük emrah" modunu kapatıp muhabbete öyle devam etsek daha iyi olacak sanki :))

Nerede kalmıştık. Taman hatırladım. Efendim, İstanbul'a adım attık. Ayağımızın ilk bastığı toprak Bizans ruhunun hala yıkılmadım ayaktayım dediği Taksim oldu. Ben de kardeşime Taksim Meydan'ının hemen üst tarafındaki "Gezi Parkı"nı gösterip "İşte burası da o meşhuuur Gezi Parkı. Onca olan biten bu kadar ağaç içindi" diyerek Turistik rehberliğimin ilk cümlesini kurdum. Bu cümleyi kurmamdaki gaye yaşanan olaylara bakılınca "Gezi Parkı"nı çok büyük bir yer olarak hayal ettiğini düşündüğüm kardeşime "o kadar da ahım şahım bir yer olmadığını" ifade etmekti. Asla farklı bir amaç ya da gaye gütmüyordum. Ben cümlemi bitirir bitirmez, bir "gezici arkadaş" :

-Az mı o ağaçlar gerizekalı, dedi. 

O gezici arkadaş belki kurduğum cümleden, art niyetli ya da alaycı bir tavır takındığımı düşünüp böyle bir tepki vermiş olabilir. Bu konuda kendisine hak verebilirim. Bununla beraber yoldan geçen ve onunla hiç bir alakası olmayan bir insana, onu tanımadan anlamadan "gerizekalı" diyecek kadar "terbiyeli" biri olmasını ne kadar takdir etsem az!!!

Ben "kıyametin koptuğunu görseniz dahi elinizdeki fidanı dikiniz" buyuran bir Peygamberin ümmeti olmaya çalışan aciz bir kulum. Benim için bir ağaç da bin ağaç da bir. Çimenlerin bile canı vardır deyip basmaktan imtina eden birine bu kurduğu cümle ağır geldi doğrusu. Hele bir de mesele üzüm yemek değil de bağcıyı dövmek olunca, bu ne nefret bu ne kin diyorum. Biraz sakin, biraz sakin, diyorum..

Bugün tekrar Taksim'deydim. Gezi Parkı'na gittim. Biraz oturdum. Madem onca mücadele verildi, insanlar birbirine düşman edildi, bir ağacının altında biraz gölgelenelim de bunca emek boşa gitmesin dedim. İyice dinlendim.

Bir insana nefretle bakmak, bir gönüle taş atmak en az bin ağaç yakmak gibidir. Neye inanırsan inan, neyi seversen sev, Yaratılanı Yaradandan ötürü sev. Nefret etme. Sana "gerizekalı" diye seslenenden dahi nefret etme.

 

Yorumlar

  1. çok zor çok!!! en fazla o insanlardan uzaklaşıp kalbimi karartmamaya çalışıyorum...

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

İLAHİYAT OKUMAK İSTEYENLERE TAVSİYELER

Malum bu hafta Lys sınavı var. Ardından üniversite tercihleri başlayacak. Adaylar heyecanlı, ne okumak istediğine yıllar önce karar verenlerin yanında hala kararsız olanlar var. 

Olur da kazara aklından "İlahiyat okusam mı acaba" diye geçiren birileri çıkar. İşte bu birileri için İlahiyat okumuş ablaları olarak acı gerçeklerden bahsedeceğim. Kararlarını bu gerçekler üzerinden yapmaları daha sağlıklı olur diye düşünüyorum. 

En başta şunu söyleyeyim ki kimse benim kadar bu bölümü okumak istememiştir ve bundan sonra da istemeyecektir diye düşünüyorum. O yüzden söyleyeceklerime iyi kulak verin bence.

İlahiyat fakültesi bir çok üniversitede 5 senelik bir eğitim dönemini kapsıyor. (istisnalar var tabi) İlk sene hazırlık adı altında Arapça eğitim veriliyor. Bir de şanslıysanız Arap bir hocanız oluyor. Okulun en eğlenceli ve en rahat geçilen dönemi de bu dönem oluyor. En iyi arkadaşlıklar da bu dönemde kuruluyor.

Eğer ilahiyat okumayı göze alıyorsanız haftada 5 gün, cuma saati sohbet pr…

Koreliler Müslüman Olmak İsterse Ne olur?

Koreseverler iyi bilir ki Korelilerin çok büyük bir kısmı Ateisttir. Bunun yanında Hristiyan, Budist çok az da Müslüman olan vardır. Peki sizce Kore kültürü en çok hangi dini kabullenmeye yatkın. Yani bir din seçecek olsalardı onlara en uygun din hangisi olurdu?

Bir Müslüman Teolog adayı olmam sebebiyle bütün insanların fıtratı gereği Müslüman olmaya daha yatkın olduğunu düşünüyorum. Bu nedenle yazımda çok objektif olabileceğimi zannetmiyorum. Ama elimden geleni yapacağım.
Kore kültürüne baktığımızda "aile"ye verilen değeri görmek mümkün. Aile bağları çok kuvvetli.
Geleneklerinde büyüklere saygı ön planda. Dürüstlüğe, çalışmaya (yani helal para kazanmaya) önem veriyorlar. Evlerine asla ayakkabı ile girmiyorlar. Sabahları erken kalkmayı tercih ediyorlar. Daha güneş doğmadan uyandıklarını görmek mümkün. (sabah namazı vaktine denk geliyor )
Evlenirken ailelerinden izin alıyorlar. Evlilik dışı ilişkiyi hoş karşılamıyorlar.
Bunun yanında alkol tüketimi çok fazla. Domuz eti ve bilumum …

İlahiyat'çı Kızların Profil Fotoğrafları

İlahiyatçı Hanımların profil fotoğrafları 5 türdür:
Bekar ve Gelenekçiler: 
Profillerini çoğunlukla çiçek böcek fotoğrafları süsler. Bazen "و " harfi kullanırlar. Son trendleri ise "hiç" yazısıdır.



Bekar ve Modernistler: 
Profillerinde çoğunlukla arkası dönük fotoğrafları vardır. Bazen yüzlerini de görmek mümkündür, onda da çook uzaklara dalıp gitmişlerdir.


Nişanlı ve Gelenekçiler: 
Profil fotoğraflarında iki el görmek olasıdır. Eller bahane alyansı göstermek şahanedir.

Nişanlı ve Modernistler:
Profil fotoğraflarında genellikle müstakbel eş adayları ile beraber çekindikleri bir fotoğraf vardır.


Evliler:
Evli bayanların profili standarttır. İlahiyatçısı da doktoru da öğretmeni de ev hanımı da profilini çocuklarının fotoğrafları ile süslerler.

 :))