Anne


Star'da bu akşam "Anne" isimli bir dizi yayınlandı.
Bu dizi hakkında bir şeyler yazmazsam ince hastalığa yakalanabilirim. Son bir saatte en az bir senelik gözyaşı döktüm. En son bir kurguya iki sene önce filan böyle ağlamıştım. (Kırgın Çiçekler'in ilk bölümüne)
Bu iki hikayenin bu kadar etkileyici olmasının sebebi hiç şüphesiz üste kurgu tanımını kullansam da tamamen gerçek hayatta var olmaları aslında.

Benim bam telim "yetim çocuklar"dır. Söz konusu bir yetim olunca duran sular gözyaşı olup akıyor gözümden. Ne yazık ki öğretmen olduktan sonra daha fazla yetim, suistimale uğrayan, ihmal edilen vs.. çocukla tanıştım ve her gün daha da fazlası ile tanışıyorum. Ne yazık ki neredeyse ders verdiğim her sınıfta dizide işlenen konu ve benzeri konulara örnek teşkil edecek bir çocuk bulunuyor. Ne yazık ki her sınıfta bir savaş mağduru çocuk da bulunuyor. Ve ne yazık ki bu olan bitene şahit ama çaresiz kalan birden çok da öğretmen bulunuyor. 

Mesela sürekli gülen bir öğrencim var ya da sürekli dersi olur olmadık yerde olur olmadık şeylerle bölen bir öğrencim. Mesela dokunmadan ağlayan, mesela göz teması kuramayan, derdini anlatamayan mesela, sesini hiç duymadığım ne yaparsam yapayım konuşmayan.. Mesela kabadayılık yapan bir öğrencim var, kendini bu şekilde ispatlayan. Ve daha nicesi..

Hepsinin ortak noktası ne biliyor musunuz?
Eksik, kırık, dökük, bozuk, sökük bir aile. Ya da ailesizlik..

Sokakta mendil satan bir çocuk var mesela. Her gün beni öpücüklerle uğurlayan. Soru sorulduğunda önce doğruyu sonra öğretileni fısıldayan..

Ve buna şahit olan bir öğretmen. Hiç bir şey değil ama görüp de bir şeyler yapamamak asıl insana koyan.. 

Yorumlar

  1. Gerçekten çok ince işlenen bir dizi bende seninle aynı duyguları paylaşıyorum. Yayının için teşekkürler.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder