Dedikodu Evinin Bodrum Katında


Bugün aslında güzel şeylerden bahsetmeyi düşünüyordum. Bahar geldi, çiçekler açtı, mis gibi hava..
Ama hayata baksana!! İlla tatlının üzerine tuz serpecek. İlla midemi alt üst edecek.

Atalarımız ne mübarek adamlarmış. Az konuşup çok dinlemekle ilgili ne çok söz söylemişler. Peki ya biz, her salatanın maydanozu olmayı matah bir şey zannederiz. İlla her konuda bir fikrimiz olacak. Üstelik bunu fikirden zikire taşımadan da durulmayacak. İşte film de tam bu sırada kopuyor.

Efendim yeni hayatımın ilk çeyreğinde buldum kendimi bir dedikodu makinasının içinde. Herkes birbiri ile dertli, kuyu kazma peşinde. Bir kere düştün mü o çukura, çıkamıyorsun ne kadar çabalarsan çabala..

Ben çok konuşurum. Çok yorum yaparım. Çok bilirim..
Ah şu ben. Bir tek siyaseti bilmem. 
Doğru bildiğimi yanlış yerde söyleyebilirim.
Ama bedelini ödemeye gelince gerilir sinirlerim.

Son günlerde bir kitap okuyorum. "900 Katlı İnsan" isimli bir kitap. Daha sonra uzunca bahsedeceğim bu kitapta özetle insanın 900 katı olduğundan dilerse bu katların bodrumunda dilerse terasında bulunabileceğinden bahsediyor. Bugün kendimi o bodrumda sıkışmış gördüm. Bir yerlerden bir ışık içeriye doğuyor ama ortalık zifiri karanlık ve duman. Boğuluyorum. Nefes almak istiyorum. Ben bu katın adamı değilim. Evimi özledim. Balkonunda çiçekler açan, duvarları renkli, kütüphanesinde eski yazma eserler ve mutlu ben. Pencereden gökyüzüne bakarken gülümseyen..

Ben beni özledim. 

Yorumlar