Dokuz Yüz Katlı İnsan / Kitap Notları


Bir insan düşünün gökdelen gibi.
En üst katından bakınca bulut tarlaları.
En alt katına inince lağım fareleri.


Mustafa Merter'in kaleme aldığı 450 sayfalık kitabın özeti bence bu.
Kitap insana insanı anlatıyor. İnsana aslında yalnızca bir insan olmadığını, her gün başka bir insan olduğunu anlatıyor. Aynada yeri geliyor "insan demeye bin şahit ister" bir siluet, yeri geliyor "bakmalara doyamayacağın" bir sima seni karşılıyor. Aslında aynada kimi görüyorsan o sensin. "Hayır bu ben olamam" deyip kendine yabancılaştığın anda ki de sensin "sevdikçe sevesin" geldiği anda ki de sen. İnsan, hayat serüveninde kendi gökdelenin içinde bir yukarı çıkar bir aşağı iner. Kitabın bize vermek istediği bu iniş çıkışları kontrol edebilme yeteneği. Nasıl yukarı çıkılır? Çıktıktan sonra hep orada kalmak mümkün müdür? Aşağıdaki benle nasıl yüzleşilmelidir? Aşağıdaki beni yukarıya çıkarmak için ikna yöntemleri nedir? Liste böyle uzayıp gidiyor.

Kitabı eline alan arkadaşlar çok ağır bir kitap olduğunu, bu kadar derin kitaplar okumanın zorluğunu dile getirdiler. Bence bu öyle bir kitap değil. Profesyonelce ele alınmış, tasavvuf ile psikolojinin kesişim kümesinden elde edilenlerle hazırlanmış, zaten bildiğiniz şeyleri hatırlatıcı bir kitap. Okumaktan korkmayın. 

Kitabı okurken "kill me heal me" dizisini çokça yad ettim. Malum dizide, çoklu kişilik bölünmesi yaşayan bir adamın hikayesi anlatılıyordu. Bu kitap bize biraz da bunu anlatıyor. Herkesin çoklu kişilikleri var. Bazen bölünür bazen bir bütün olur bunlar. Hangi kişiliğinizi beslerseniz, o ön plana çıkar. Ve diğer kişiliklerinizin yanlış yapmasını engelleyecek olan da yine bir başka kişiliğiniz olur çoğu zaman. Örneğin intihara meyilli bir kişiliğinizi, hayatın yaşanmaya değer olduğuna inanan kişiliğiniz hata yaptığına ikna edebilir. Yani dertte derman da sizdedir. Sizin içinizdedir. Gücünüzü fark edin!!

Benim kitaptan anladıklarım özetle bunlardı. Eminim siz de kitabı okuyunca bambaşka şeyler anlayacaksınız ve anlatacaksınız. Gel gelelim kitaptan alıntıladığım cümlelere. Önce buraya yazıyorum sonra da tabi ki kitap defterime :)

Nietzsche: "Herkes kendi kendine en uzak olandır"

"İnsan bozulur mu?"

 (yazar bunu hastalıklardaki "bozukluk" tamlamasına bir eleştiri olarak söylüyor. Örneğin ruhsal bozukluk. İnsan alet değildir, olsa olsa rahatsızlanır ama bozulmaz.)

"Ya boyun eğ ya burnunu dik tut ya da kader de geç

(yalnızlığa karşı yapabileceklerin)

"Kendini gerçekleştiren insan yeni bir şey kazanmaz, yitirdiğini yeniden kazanır"

 (fıtratını, aslını)

"Onu buldun mu başkasını aramazsın gayri
 Ortada duran da odur, gizli olan da o
 Sen ise hâle aşıksın bana değil"  

(Bu sözleri İstanbul sevdam açısından ele aldığım, "hâli mi yoksa makamı mı seviyorum acaba" diye kendimi sorguladığım doğrudur)

"Can'ın gölgesi olmazmış"

"Derviş baba 'hayat neydi?' 'bir andı oğul, bir an' "

"Aslında her şey bir frekanstadır ama sadece insan, orkestrayı yönetme ve aykırı ses çıkarma salahiyetine sahiptir"

"Kaybettiklerini doğru yerde mi arıyorsun?"

"Peki daha önceleri neredeydin? - Ben zaten hep seninleydim!!"

"Üzülme, acının şiddeti arttıkça süresi azalır."

"Dünya zaten yok. Varsa bir gören bir görülen. Belki de ne gören ne de görülen. Sadece "Görmek"...
Ama görmek istersen görmek "de yok". İstemeden görmek, İşte sana "Görmek"!! " 

(Beyin yakan cümle. Kitapta en bii beğendiğim yer. Alıntılandığı mecra "Divan-ı Kebir"..)

Hz. Ali "Ben görmediğim Rabbime asla secde etmedim"

"Stres dedikleri aslında metafiziği yaşayamama gerilimi"

Kitaplar güzeldir, iyi okumalar.. :)


Yorumlar