Subliminal Mesaj Her Yerde

Malumunuz dün 1 Nisan'dı. 1 Nisan'da "şaka gibi" bir reklam yayınlandı. Malum reklamda subliminal mesajlar verildiği iddia edildi. Reklamdaki sözcükler, görüntüler, efektler vs.. her bir ayrıntı bir gizli mesaja yoruldu. Reklamın hakikaten niyeti bu mudur bilmem ama, ya biz fazla paranoyak olduk ya da artık mesajlar o kadar da subliminal değil..

Açık açık "ben burdayım" diyen mesajlarla haşir neşir olmaktayız. Ve bu mesajlar her yerde. Hatta inanmazsınız rûyalarım dahi subliminal mesajlar içermeye başladı. Sabah uyandığımda gördüğüm rûyayı hayra mı yorsam şerre mi bilemedim. Malum mevzulardan dolayı tutuklu olan bir akrabamın evindeyiz. Ev darmadağın. Evin hanımı evini eski hale getiremeyeceğini düşünüyor ve çok üzgün. Evi dağıtan akraba-i talukat tam takır oradayız. Ben de "üzüldüğün şeye bak el birliği ile evini eski haline getiririz" deyip işe koyuluyorum. Tabi diğerleri de çalışmaya başlıyor ve ev toparlanıyor. Evin hanımının da yüzü gülüyor. Rûya böyle son buluyor. "Mutlu Son" gibi görünen bu son ne kadar mutlu orası bence muamma.. Rûyayı malum akrabamın tutukluluğunun son bulup evine dönmesine yuvasının yeniden mutlu huzurlu olmasına yordum yormasına da onun evine dönmesi evine dönmemesi gerekenlerin de evine dönmesi anlamına gelirse ne olacak???

Sabaha böyle başlayan ben "akşamı da subliminalli tamamlamadan edemem" dedim, kalktım tiyatroya gittim. Oyunun adı "Marko Paşa". Sahnede Süheyl-Behzat Uygur kardeşler.. Kendilerini canlı canlı görmek heyecanlandırdı tabi. Neyse efendim, oyun bir harikaydı. Ayakta alkışlanası bir oyundu ki öyle de oldu. Ama ben oyundan çok oyunun içindeki mesajlara takılıp kaldım. Marko Paşa diye bir paşanın pısırık iç güveysi damadı ile arasında geçen olayları anlatan bir oyun bu. Oyunda paşanın korkusundan pısırık damat karısına bile yaklaşamıyor. El pençe divan paşanın emirlerine uyuyor. Sonra bir arkadaşının gazı ile paşaya sert çıkmaya başlıyor. Bu sefer paşa damadın emrine giriyor. Tam bu sırada "Bir Millet Uyanıyor" isimli şarkı ile bir müzikal sahnesi sergileniyor. Ardından Behzat Uygur bana "aldın dimi mesajı" der gibi "göz kırpıyor. Oyun burada bitse iyi güzel de bitmiyor. Oyunun sonunda paşa, ipleri yeniden eline alıyor. İşte midem asıl burada bulanıyor. Ve "mutlu son" isimli bir şarkı ile müzikal sahnesi kapanıyor.

Tıpkı rûyam gibi bunu da pek hayra yoramıyorum. Allah'tan subliminalsiz, paşasız, padişahsız, mazlumların da zalimlerin de olmadığı hakiki bir mutlu son istiyorum. Bilmiyorum çok mu şey istiyorum?


Yorumlar