Ana içeriğe atla

Lys Sonuçları Açıklandı, Tercih Yaparken Nelere Dikkat Edilmeli?


Selam, bugün klavyeyi, liseyi bitirip yüksek öğretime adım atma derdinde olan gençler için aldım elime.

Bundan bir iki sene önce "İlahiyat Okumak İsteyenlere Tavsiyeler" başlığıyla bir yazı kaleme almıştım. Bloğumda en çok okunan ve takip edilen yazı bu yazı oldu. Doğrusu bu kadar ilgi çekeceğini düşünmemiştim. Hem amacım bu konuda bilgilendirme yapmaktan ziyade eğlendirmekti. Ama yazdıklarım fazlası ile ciddiye alındı ve benden İlahiyat Fakültesi ile ilgili ayrıntılı bilgi istendi. Madem öyle Yüksek Öğretim hakkındaki düşüncelerimi ve tecrübelerimi paylaşabileceğim ikinci bir yazı yazayım dedim. Hazır Lys sonuçları da taze açıklanmış ve herkes kara kara ne yapacağını düşünmeye başlamışken böyle bir yazı iyi gelir zannımca.

Öncelikle Yüksek Öğretim yapmak isteyen arkadaşlarım için bir kaç nacizane tavsiye vermek isterim. 

1. Ne okuyacağınıza puanınız, sıralamanız, anne babanız, akrabalarınız ya da hocanız değil, siz karar verin.

Ben öyle yaptım ve hiç pişman değilim. Türkiye'de ne yazık ki bu konuda çok saçma ve gereksiz ön kabuller mevcut. "Çalışkan" öğrenci "sayısalcı" olur. "tıp" okur. En kötü "hukukçu" olur. Hayatı boyunca hep takdir almış okulunu birincilikle bitirmiş bir öğrenci neden Arkeoloji okusun ki? Çok saçma değil mi?
Hayır efendim saçma değil. Öğrenci kan görmekten nefret ediyor, hastane onu tutuyor, tarih seviyor, geçmişi merak ediyor ama çalışkan.. Alışır alışır, zamanla kana da alışır kusmuğa da. Hem işin bir de maddi boyutu var. Arkeoloji okusun da işsiz mi kalsın. Aç bir muayenehane paraya para deme. Ben şunu bilir sunu söylerim, hangi mesleği seçerseniz seçin, o işi en iyi sizin yapacağınıza inanacaksınız. Eğer benden çok iyi arkeolog olur diyorsanız Allah'ın izni ile işsiz kalmazsınız korkmayın.

2. Nerede okuyacağınıza da puanınız, sıralamanız, anne babanız, akrabalarınız ya da hocanız değil siz karar verin.

"Puanım Cerrahpaşa'ya yetiyor ama memlekette okusam ekmek elden su gölden okurum daha rahat olur aslında. İyi de memlekette ki üniversiteyi yazarsan onca puan heba olacak. Hem Cerrahpaşa'nın adı yeter." Dıııııt yanlış düşünce. Toplumsal algıları yıkın. Doğudaki bir çok üniversite batıdaki bir çok üniversiteden daha iyi eğitim vermekle beraber sırf doğuda oldukları için daha düşük puanlarla öğrenci almaktadır. Bu durum da sanki o üniversitelerin diğerlerinden daha kötü olduğu algısını uyandırmaktadır. Bu oyuna gelmeyin. 

3. "Bir üniversiteye adım atayım, sonra koyup kafayı yatayım" diye düşünmeyin.

Üniversite eğitimi sizin hayat boyu yapacağınız işin temelini oluşturmaktadır. Fakültede bir dersten kalmak lisede Fizik'ten ya da Matematik'ten kalmaya benzemez. Okuduğunuz bölümü ciddiye alın. Gerçekten okuyun. Zira ne çekiyorsak sırf diploma için okuyan, sırf para için çalışan bireylerden çekiyoruz. Siz ne olacaksanız gerçekten onu olun. Okulu bitirdikten sonra "ben hukuk okudum ama son gece bütün maddeleri ezberleyip uyudum, hiç birini hatırlamıyorum, şimdi kimi nasıl savunacağım, kime nasıl hüküm vereceğim" bataklığına düşmeyin.

4. Sırf iş imkanı çok diye bir bölüm okumayın, özellikle de "İlahiyat" hiç okumayın.

Üniversite olayına "tamamen duygusal" bakıp eczacılık dahi okuyabilirsiniz. Bu sizin tercihiniz. Verirsiniz diplomanızı alırsınız kirasını gül gibi geçinip gidersiniz. Ya da eczacılık ile esnaflık arasındaki ince çizgiyi göremeden yaşayıp yaşatmaya vesile olursunuz. Ama İlahiyat'a sakın ama sakın "duygusal" bakmayın. "Din Kültürü öğretmenleri adını yazıp çıksa atanıyormuş. Ateistim ama ben de Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeni olacağım, profesyonellik bunu gerektirir" demeyin. İlahiyat Fakülteleri ve İmam Hatip Liselerinin geçmişini biraz araştırıp sonra okuyup okumama kararı alın. Cumhuriyetten günümüze kadar İmam Hatip ve İlahiyat Fakültelerinin çizgi grafiği oldukça inişli çıkışlı bir seyir izlemiştir ve izlemeye de devam etmektedir. Ne yazık ki Ülkemizde siyaset sol sağ fark etmez hep "din" olgusu üzerinden can bulmuş her kavgada dayak yiyen "din" olmuştur. Birileri oy için İlahiyat ve İmam Hatipleri en değersiz en etkisiz ve en pasif hale getirirken diğer birileri de bunun aksini yaparak oy alma derdine girmiştir. Bu iktidar savaşları içinde olan her iki okulu da samimi duygularla okumayanlara olmuştur. Örneğin önü kapalı da olsa bu bölümleri okuyan insanların bir anda önleri açılmış ummadıkları nimetleri avuçlarında bulmuşlardır. Tam tersi çok revaçta olduğu zamanlarda sırf maddi kaygılar için bu bölümleri okuyanlar ilahi bir samimiyet sınavı ile sınanmışlardır. (Tabi bu benim olayları okuma şeklim, siz aksini düşünebilirsiniz) Velhasılı kelam, bu bölümleri ihlas ve samimiyetle okuyacaksanız buyurun gelin, yoksa başka bölümlere yönelin.

5. Tercih sizin Takdir Allah'ın, unutmayın.

Tercihinizi yaptıktan sonra takdiri Allah'a bırakın. Sonucu "Mevla Görelim Neyler, Neylerse Güzel Eyler" teslimiyeti ile kabul edin. İsyan etmeyin, pes etmeyin, sabredin, azmedin.. Şimdiden hakkınızda hayırlısı olması ümidi ile.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İLAHİYAT OKUMAK İSTEYENLERE TAVSİYELER

Malum bu hafta Lys sınavı var. Ardından üniversite tercihleri başlayacak. Adaylar heyecanlı, ne okumak istediğine yıllar önce karar verenlerin yanında hala kararsız olanlar var. 

Olur da kazara aklından "İlahiyat okusam mı acaba" diye geçiren birileri çıkar. İşte bu birileri için İlahiyat okumuş ablaları olarak acı gerçeklerden bahsedeceğim. Kararlarını bu gerçekler üzerinden yapmaları daha sağlıklı olur diye düşünüyorum. 

En başta şunu söyleyeyim ki kimse benim kadar bu bölümü okumak istememiştir ve bundan sonra da istemeyecektir diye düşünüyorum. O yüzden söyleyeceklerime iyi kulak verin bence.

İlahiyat fakültesi bir çok üniversitede 5 senelik bir eğitim dönemini kapsıyor. (istisnalar var tabi) İlk sene hazırlık adı altında Arapça eğitim veriliyor. Bir de şanslıysanız Arap bir hocanız oluyor. Okulun en eğlenceli ve en rahat geçilen dönemi de bu dönem oluyor. En iyi arkadaşlıklar da bu dönemde kuruluyor.

Eğer ilahiyat okumayı göze alıyorsanız haftada 5 gün, cuma saati sohbet pr…

Koreliler Müslüman Olmak İsterse Ne olur?

Koreseverler iyi bilir ki Korelilerin çok büyük bir kısmı Ateisttir. Bunun yanında Hristiyan, Budist çok az da Müslüman olan vardır. Peki sizce Kore kültürü en çok hangi dini kabullenmeye yatkın. Yani bir din seçecek olsalardı onlara en uygun din hangisi olurdu?

Bir Müslüman Teolog adayı olmam sebebiyle bütün insanların fıtratı gereği Müslüman olmaya daha yatkın olduğunu düşünüyorum. Bu nedenle yazımda çok objektif olabileceğimi zannetmiyorum. Ama elimden geleni yapacağım.
Kore kültürüne baktığımızda "aile"ye verilen değeri görmek mümkün. Aile bağları çok kuvvetli.
Geleneklerinde büyüklere saygı ön planda. Dürüstlüğe, çalışmaya (yani helal para kazanmaya) önem veriyorlar. Evlerine asla ayakkabı ile girmiyorlar. Sabahları erken kalkmayı tercih ediyorlar. Daha güneş doğmadan uyandıklarını görmek mümkün. (sabah namazı vaktine denk geliyor )
Evlenirken ailelerinden izin alıyorlar. Evlilik dışı ilişkiyi hoş karşılamıyorlar.
Bunun yanında alkol tüketimi çok fazla. Domuz eti ve bilumum …

İlahiyat'çı Kızların Profil Fotoğrafları

İlahiyatçı Hanımların profil fotoğrafları 5 türdür:
Bekar ve Gelenekçiler: 
Profillerini çoğunlukla çiçek böcek fotoğrafları süsler. Bazen "و " harfi kullanırlar. Son trendleri ise "hiç" yazısıdır.



Bekar ve Modernistler: 
Profillerinde çoğunlukla arkası dönük fotoğrafları vardır. Bazen yüzlerini de görmek mümkündür, onda da çook uzaklara dalıp gitmişlerdir.


Nişanlı ve Gelenekçiler: 
Profil fotoğraflarında iki el görmek olasıdır. Eller bahane alyansı göstermek şahanedir.

Nişanlı ve Modernistler:
Profil fotoğraflarında genellikle müstakbel eş adayları ile beraber çekindikleri bir fotoğraf vardır.


Evliler:
Evli bayanların profili standarttır. İlahiyatçısı da doktoru da öğretmeni de ev hanımı da profilini çocuklarının fotoğrafları ile süslerler.

 :))