İNSANAT BAHÇESİ

Sultan Ahmet Meydanı, İstanbul'daki favori mekanlarımın başında geliyor. Meydan hem manevi alt yapısı hem mimari harikaları hem de tarihi dokusu ile beni benden alıyor. Fakat bunlar dışında bir olgu var ki, belki de oraya def'aten gitme nedenim tam da bu olgu.

Sultan Ahmet Meydanına gittiğim zaman aynı anda bütün dünyayı geziyormuşum gibi hissediyorum. Bir dünya mozaiğinin ses, can ve kan bulmuş hali bu meydan. Renk, ırk, kültür, ülke, ilke ayrımı gözetmeden dünyanın her yerinden insanlar buraya geliyor ve orada bulunanlara adeta bir "insanat bahçesi" geziyormuş hissi veriyor.

Benim Sultan Ahmet'e gitme sebebim ne Ayasofya ne Topkapı ne de Yerebatan Sarnıcı. Kendi adıma söylemeliyim ki oraya yalnızca "insanoğlu"nu seyretmeye gidiyorum. En büyük Sanatkarın en şerefli eserini hayranlıkla seyrediyorum. Eşref-i Mahlukun türlü türlü hallerini görüyor, Allah'ın nelere kadir olduğunu gönülden hissediyorum.

Bu meydan bana insan olmayı, insanca yaşayabilmeyi, barışı, huzuru, özgürlüğü, eşitliği, insana dair türlü erdem ve mucizeyi yaşattırıyor. Bu meydan bize şu ayetlerin mealini sunuyor:

“O'nun varlığının ve kudretinin delillerinden biri de: Gökleri ve yeri yaratması, lisanlarınızın ve renklerinizin farklı olmasıdır. Elbette bunda bilen ve anlayan kimseler için ibretler vardır.” 

 "Ey insanlar! Doğrusu biz sizi bir erkek ve bir dişi olarak yarattık. Ve birbirinizle tanışmanız için sizi kavimlere ve kabilelere ayırdık. Muhakkak ki Allah yanında en değerli olanınız, O’ndan en çok korkanınızdır. Şüphesiz Allah bilendir, her şeyden haberdardır."

Yorumlar