Ana içeriğe atla

Yüksek Sosyete - Zengin Olunmaz Zengin Doğulur


Dün akşam star'da "Yüksek Sosyete" isimli bir dizi başlamış. Başlamış diyorum çünkü evimde televizyon olmadığı için diziyle bugün Youtube aracılığı ile tanıştım. "Modern bir masal" havası veren hikayenin içine beni çeken cümle "zengin olunmaz zengin doğulur" cümlesi oldu. "İşte bu" dedim. Son bir kaç senedir aynen böyle düşünüyorum. Zengin olunmuyor zengin doğuluyor. Yani asalet, o havalı, iddialı haller, farklı duruş ve yürüşler, karizma falan filan.. sonradan insana verilmiyor.

Şöyle bir etrafınıza bakın. Çevrenizde az sonra özelliklerini zikredeceğim tiplerden mutlaka bulacaksınız. Bu malum tipler, milyar dolarları olan kişiler değildir. Onlarla aynı statüdedirsiniz. Aynı havayı soluyor, aynı mahallede yaşıyor, aynı işi yapıyor olabilirsiniz. Ama bir farkla.. Onlar işe taksiyle gelirken siz otobüsü tercih edersiniz. Beraber aynı anda aynı ortama girdiniz diyelim, onlar mekanın en iyi yerini bulur, bacak bacak üstüne atarak o yere kurulur. Onların çantasını başkaları taşır. Onlar ayak işlerine bakmaz. Üzerlerinden "asalet" akar onların. Hani reankarnasyona inansanız kesin önceki hayatlarında prens ya da prenses olduklarını iddia edersiniz. Çoğu zaman içinizden "bu neyin havası" dersiniz. 

Diyelim bu kişi bir akrabanız, onunla ortak başka bir akrabanızı ziyarete gittiniz, aynı sofrada yemek yediniz, ikiniz de aynı yaştasınız.. "Biz yedik eksilttik Allah artırsın, sofrayı kuran kaldırsın" faslına sıra geldi. Doğal olarak O, sofradan kalkar kalkmaz baş köşeye kuruldu. Peki siz? Tabi ki sofrayı topladınız. Belki bulaşıkları bile yıkamıştırsınız..

Diyelim aynı iş yerinde çalışıyorsunuz, müdür, patron ya da amir her neyse.. Gelip yapılması gereken bir iş emretti. O, müdürün gözlerinin içine bakıyor, siz ise iş size kalmasın diye sandalyenizi 90 derece çevirip başınızı öne eğdiniz, göz temasından kaçınır bir vaziyettesiniz. Müdür kimi seçecek dersiniz? Tabi ki sizi. Çünkü zengin olunmaz zengin doğulur.  Sizin kumaşınız bildiğin Bursa kumaşı, onların ki gibi Hind değil. İsterseniz bakan olun ya da başbakan. Yine de olmaz. Siz onlar gibi olamazsınız. Padişah bile olsanız olmaz.. Bazıları hizmet görmek bazıları ise hizmet etmek için dünyaya gelmiştir. Değiştiremezsiniz.

Bu durumda yapacak tek şey var. Koskoca cihan padişahı Yavuz Sultan Selim'e kulak vererek kendimizi avutmak. 
O ki; 

"Ben haremeynin hâkimi değil, hâdimiyim" demişti. Benim nezdimde de hâdim olmak hâkim olmaktan daha şereflidir. Biz hadimliğe talibiz, böyle de iyiyiz be..

Bu arada dizi güzel izleyin :))

Yorumlar

  1. Çok yerinde ve doğru bir tespit olmuş.Emeğine sağlık..
    Ayrıca dizi 'High Society' adındaki bir kore dizisinden uyarlamaymış.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim. Bloğuma hoşgeldin :)

      Sil
  2. Bu tiplerden genelde nefret ettiğim kimi zamanda niye bunların yüzde biri kadar olamıyorum diye kendime sinir olduğum doğrudur!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aynen.. Yine de biz böyle iyiyiz ya :))

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

İLAHİYAT OKUMAK İSTEYENLERE TAVSİYELER

Malum bu hafta Lys sınavı var. Ardından üniversite tercihleri başlayacak. Adaylar heyecanlı, ne okumak istediğine yıllar önce karar verenlerin yanında hala kararsız olanlar var. 

Olur da kazara aklından "İlahiyat okusam mı acaba" diye geçiren birileri çıkar. İşte bu birileri için İlahiyat okumuş ablaları olarak acı gerçeklerden bahsedeceğim. Kararlarını bu gerçekler üzerinden yapmaları daha sağlıklı olur diye düşünüyorum. 

En başta şunu söyleyeyim ki kimse benim kadar bu bölümü okumak istememiştir ve bundan sonra da istemeyecektir diye düşünüyorum. O yüzden söyleyeceklerime iyi kulak verin bence.

İlahiyat fakültesi bir çok üniversitede 5 senelik bir eğitim dönemini kapsıyor. (istisnalar var tabi) İlk sene hazırlık adı altında Arapça eğitim veriliyor. Bir de şanslıysanız Arap bir hocanız oluyor. Okulun en eğlenceli ve en rahat geçilen dönemi de bu dönem oluyor. En iyi arkadaşlıklar da bu dönemde kuruluyor.

Eğer ilahiyat okumayı göze alıyorsanız haftada 5 gün, cuma saati sohbet pr…

Koreliler Müslüman Olmak İsterse Ne olur?

Koreseverler iyi bilir ki Korelilerin çok büyük bir kısmı Ateisttir. Bunun yanında Hristiyan, Budist çok az da Müslüman olan vardır. Peki sizce Kore kültürü en çok hangi dini kabullenmeye yatkın. Yani bir din seçecek olsalardı onlara en uygun din hangisi olurdu?

Bir Müslüman Teolog adayı olmam sebebiyle bütün insanların fıtratı gereği Müslüman olmaya daha yatkın olduğunu düşünüyorum. Bu nedenle yazımda çok objektif olabileceğimi zannetmiyorum. Ama elimden geleni yapacağım.
Kore kültürüne baktığımızda "aile"ye verilen değeri görmek mümkün. Aile bağları çok kuvvetli.
Geleneklerinde büyüklere saygı ön planda. Dürüstlüğe, çalışmaya (yani helal para kazanmaya) önem veriyorlar. Evlerine asla ayakkabı ile girmiyorlar. Sabahları erken kalkmayı tercih ediyorlar. Daha güneş doğmadan uyandıklarını görmek mümkün. (sabah namazı vaktine denk geliyor )
Evlenirken ailelerinden izin alıyorlar. Evlilik dışı ilişkiyi hoş karşılamıyorlar.
Bunun yanında alkol tüketimi çok fazla. Domuz eti ve bilumum …

İlahiyat'çı Kızların Profil Fotoğrafları

İlahiyatçı Hanımların profil fotoğrafları 5 türdür:
Bekar ve Gelenekçiler: 
Profillerini çoğunlukla çiçek böcek fotoğrafları süsler. Bazen "و " harfi kullanırlar. Son trendleri ise "hiç" yazısıdır.



Bekar ve Modernistler: 
Profillerinde çoğunlukla arkası dönük fotoğrafları vardır. Bazen yüzlerini de görmek mümkündür, onda da çook uzaklara dalıp gitmişlerdir.


Nişanlı ve Gelenekçiler: 
Profil fotoğraflarında iki el görmek olasıdır. Eller bahane alyansı göstermek şahanedir.

Nişanlı ve Modernistler:
Profil fotoğraflarında genellikle müstakbel eş adayları ile beraber çekindikleri bir fotoğraf vardır.


Evliler:
Evli bayanların profili standarttır. İlahiyatçısı da doktoru da öğretmeni de ev hanımı da profilini çocuklarının fotoğrafları ile süslerler.

 :))